+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''Allah'ın Vazifesine Müdahale''

  1. #1
    Ehil Üye nâme-i nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    1.460

    Standart Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''Allah'ın Vazifesine Müdahale''

    Sonra, Allah’ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de, olan kâr-âşina ve vazifeşinas olan hakikati gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin.

    sebeplerini ve çarelerini mütalâ edelim..

  2. #2
    Ehil Üye nâme-i nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    1.460

    Standart

    Evet, insanın elindeki cüz-ü ihtiyarî ile işledikleri ef'allerinde, Cenâb-ı Hakka ait netâici düşünmemek gerektir. Meselâ, kardeşlerimizden bir kısım zatlar, halkların Risale-i Nur'a iltihakları şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor. Dinlemedikleri vakit, zayıfların kuvve-i mâneviyeleri kırılıyor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki, üstad-ı mutlak, muktedâ-yı küll, rehber-i ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, olan ferman-ı İlâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y ve gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünkü sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenâb-ı Hakkın vazifesidir; Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmazdı.(Lem'alar'dan)

  3. #3
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Meşhurdur ki, bir zaman ?slâm kahramanlar?ndan ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâs? ve etbâ? ona demişler:
    "Sen muzaffer olacaks?n. Cenâb-? Hak seni galip edecek."
    O demiş: "Ben Allah'?n emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedar?m. Cenâb-? Hakk?n vazifesine kar?şmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir."
    ?şte o zat bu s?rr-? teslimiyeti anlamas?yla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.
    Evet, insan?n elindeki cüz-ü ihtiyarî ile işledikleri ef'allerinde, Cenâb-? Hakka ait netâici düşünmemek gerektir. Meselâ, kardeşlerimizden bir k?s?m zatlar, halklar?n Risale-i Nur'a iltihaklar? şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor. Dinlemedikleri vakit, zay?flar?n kuvve-i mâneviyeleri k?r?l?yor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki, üstad-? mutlak, muktedâ-y? küll, rehber-i ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, olan ferman-? ?lâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanlar?n çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y ve gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünkü s?rr?yla anlam?ş ki, insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenâb-? Hakk?n vazifesidir; Cenâb-? Hakk?n vazifesine kar?şmazd?.
    Öyleyse, ?şte ey kardeşlerim! Siz de, size ait olmayan vazifeye harekât?n?z? bina etmekle kar?şmay?n?z ve Hâl?k?n?za karş? tecrübe vaziyetini almay?n?z.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  4. #4
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    ?nsan?n vazifesi nedir? Cenab-? Hakk'?n vazifesi nedir? iyi bilmek laz?m. Bunu ay?ramayanlar ekseri atalet hastal?ğ?na düçar olur. Çünkü Cenab-? Hakk'a ait vazife çok ağ?rd?r. Kendi gücüne bakarak olaya yaklaş?r. Bu durumda o işin mümkün olmayacağ? kanaatine var?r. Halbuki kudret-iilahi noktas?nda hiç bir zorluk yoktur. Bak?n, geçen sene bir damla yağmur düşmezken, bu sene ortal?ğ? seller götürüyor.
    Bize düşen neticesini düşünmeden vazifemizi yapmakt?r. gayemiz R?za-i ilahi olursa mesele biter. Dünyavi beklentilerimimz varsa o zaman y?k?l?r?z.

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ?'lem eyyühe'l-aziz! Gafil olan insan, kendi vazifesini terk eder, Allah'?n vazifesiyle meşgul olur. Evet, insan, gafletten dolay?, iktidar? dahilinde kolay olan ubudiyet vazifesinin terkiyle, zay?f kalbiyle rububiyet vazife-i sakilesinin alt?na girer, alt?nda ezilir. Ve ayn? zamanda bütün istirahatini kaybetmekle asi, şaki, hain adamlar?n partisine dahil olur.
    Evet, insan bir askerdir. Askerlik vazifesi başka, hükümetin vazifesi başkad?r. Askerlik vazifesi talim, cihad gibi din ve vatan? koruyacak işlerdir. Hükümetin vazifesi ise, erzak?n?, libas?n?, silah?n? vermektir. Binaenaleyh, erzak?n? temin için askerliğe ait vazifesini terk edip ticaretle-mesela-iştigal eden bir asker, şaki ve hain olur. Bu itibarla, insan?n Allah'a karş? ubudiyet, vazifesidir. Terk-i kebair, takvas?d?r. Nefis ve şeytanla uğraşmas?, cihad?d?r.
    Amma gerek nefsine, gerek evlat ve taallükat?na hayat malzemesini tedarik etmek Allah'?n vazifesidir. Evet, madem hayat? veren Odur. O hayat? koruyacak levaz?mat? da O verecektir. Yaln?z, hükümetin asker için ofislerde cem ettiği erzak? askerlere taş?tt?rd?ğ?, temizlettirdiği, öğüttürdüğü, pişirttiği gibi, Cenab-? Hak da hayat için laz?m olan levaz?mat? küre-i arz ofisinde yarat?p cem ettikten sonra, o erzak?n toplanmas?n? ve sair ahvalini insana yapt?r?r ki, insana bir meşguliyet, bir eğlence olsun ve atalet, betalet azab?ndan kurtulsun.
    Ey insan! Rahm-? maderde iken, t?fl iken, ihtiyar ve iktidardan mahrum bir vaziyette iken, seni pek leziz r?z?klarla besleyen Allah, sen hayatta kald?kça o r?zk? verecektir. Baksana: Her bahar mevsiminde sath-? arzda yarat?lan enva-? erzak? kim yarat?yor ve kimler için yarat?yor? Senin ağz?na götürüp sokacak değil ya! Yahu, eğlencelere, bahçelere gidip dallarda sallanan o güleç yüzlü leziz meyveleri kopar?p yemek zahmet midir? Allah insaf versin!
    Hülasa: Allah'? itham etmekle işini terk edip Allah'?n işine kar?şma ki, nankör asiler defterine kaydolmayas?n.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Vazife ve Netice

    Ehl-i hizmeti “zindan-ı atalet”e düşüren sebeplerden yedincisini Üstad Bediüzzaman, “Allah’ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman” olarak teşhis ve tesbit edip, bu sebebin yaptığı tahribatı “Himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder” sözüyle dile getiriyor.

    “Allah’ın vazifesine müdahale” bahsi, Risale-i Nur’da en fazla dikkat çekilen hususlardan biri.

    Çünkü ehl-i hizmet ekseriyetle farkında bile olmadan bu çok tehlikeli vartaya düşebiliyor.

    Sebep de çoğu zaman, yapılan hizmet ve çalışmaların semere ve neticelerini bir an önce görme arzusundan kaynaklanıyor.

    Ve bu çerçevede, meselâ anlatılıp tebliğ edilen hakikatlere daha fazla insanın kulak vermesi ve “manevî fütuhat”ın artarak ve yayılarak devam etmesi isteniyor.


    Oysa ehl-i hizmete düşen, kendi üzerine terettüp eden vazifeleri bihakkın ve ihlâsla yerine getirmekten ibaret. Netice, yani başarılı olup olmamak tamamen Cenab-ı Hakkın takdirinde.

    Başarının ölçüsü de, yerine getirilen vazifenin niteliğine göre değişiyor. Meselâ Üstadın verdiği Celâleddin Harzemşah örneğinde, bu muzaffer kumandanın çevresindekiler ona şöyle diyor:

    “Cengiz’in ordusuna karşı verdiğin mücadelede zafer senin olacak. Allah seni galip edecek.”

    Buna karşı Harzemşah şu cevabı veriyor:

    “Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmekle vazifeliyim. Cenab-ı Hakkın vazifesine karışmam. Zafer veya mağlûbiyet Onun takdiri.”

    Üstadın verdiği bir başka örnek, hakkı tebliğ ettikleri insanlar içinde kendilerine birkaç kişiden başka kimsenin kulak vermediği bazı peygamberlerin de, yaptıkları kudsî vazifenin sonsuz ücretini alacak olmaları. Demek ki, mesele hakkı dinleyip ona tâbi olanların azlığı-çokluğu değil; asıl mesele Allah’ın rızasını kazanmak.

    Onun için Üstad, “Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, siz istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir. Onları da razı eder” diyor.


    İşin püf noktası da burada. Kalblere hükmeden ve hidayeti veren, Allah. Bizim vazifemiz, sadece ve sadece tebliğ etmek. Ve bu tebliği yaparken, işin içine kendi heves ve arzularımızı, hırslarımızı karıştırmamak; tamamen ahirete ve rıza-yı İlâhîye endeksli bir hizmete başka mülâhaza ve hesapların gölgesini düşürmemek. Bu hatalara düştüğümüz takdirde, işin tılsımını bozmuş, o hizmeti dünyevîleştirmiş, ihlâsını kırmış ve dolayısıyla netice vermesini de engellemiş oluruz.


    Oysa araya başka hiçbir şey katmadan sırf Allah'ın rızasını gözeterek vazifemizi yapsak, böylece ihlâs sırrını elde etsek, neticenin çoğu zaman beklentilerimizi dahi aşan boyutlarda gerçekleştiğini görürüz. Zira ihlâs: “en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd”dır.

    Nitekim Üstad, Harzemşah’ın da harplerden harika bir şekilde çok defa zaferle çıkmasını, bu ince teslimiyet sırrını anlamasıyla izah ediyor.

    Ve insanlar Risale-i Nur’a iltihak yönelince şevkleri artıp gayrete gelirken, dinlemedikleri zaman kuvve-i maneviyeleri kırılan ve şevkleri bir derece sönen ehl-i hizmete, “İnsanların çekilmesi ve dinlememesiyle daha ziyade sa’y ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş” dediği Peygamberimizin (a.s.m.) tavrını örnek göstererek ders veriyor.

    Ve “Zindan-ı atalet” bahsinde, şevke binmiş himmetin önündeki engellerden yedincisi olarak zikrettiği “Allah’ın vazifesine müdahale” hastalığına karşı iki prensibi dikkatlerimize sunuyor.

    Biri: Hud Sûresi 112. âyetinde beyan edilen “Emrolunduğun gibi dos doğru ol” emr-i İlâhîsi.

    Diğeri, “Efendine amirlik taslama” düsturu.

    Demek ki, diğer engellerde olduğu gibi, burada da çözümün anahtarı bizde. Biz hakta sebat edecek, istikamet üzere yürüyecek ve üzerimize düşen vazifeyi en iyi şekilde yerine getirme gayreti içinde olup neticeyi Allah’a bırakacağız ki...
    Şevkimiz kırılmasın ve atalete düşmeyelim.

    Kazım Güleçyüz Yeni Asya
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''Aculiyet''
    By nâme-i nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 06.04.08, 21:09
  2. Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''Meylüttefevvuk''
    By nâme-i nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 31.03.08, 22:16
  3. Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''Başkasının Tekâsülünden Görenek''
    By nâme-i nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 27.12.07, 05:02
  4. Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''Meylürrahat''
    By nâme-i nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 25.12.07, 02:17
  5. Zindan-ı Ataletin Sebeplerinden ''İşi Birbirine Bırakmak''
    By nâme-i nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.12.07, 15:20

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0