+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Dinin Cahil Dostları?

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Dinin Cahil Dostları?

    Tenbih



    Ben "zahirperest" ve "nazar-ı sathî sahibi" tâbiriyle yad ettiğim ve tevbih ve tânif ile teşhir ettiğim muhatab-ı zihniyem, ağleb-i halde ehl-i tefrit olan ve cemal-i İslâmı görmeyen ve nazar-ı sathiyle uzaktan İslâmiyete bakan hasm-ı dindir.

    Fakat, bazan ehl-i ifrat olan, iyilik bilerek fenalık eden dinin cahil dostlarıdır.
    --

    Kardeşler, muhakematta geçen bu cümleyi anlamalıyız ki, iyilik zannıyla fenalık yapmayalım.

    Bu nasıl olabilir?

    Manayı anlamak için yardımcı olabilecek kardeşlerden müsait zamanlarında bekliyorum.

    Selam ve dua ile..
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Tevafuk, cahil-ahmak dost ünvanından ne kasdedildiği hakkında risale-i nur enstütüsünden bir çalışma çıkmış bu hafta.İstifadeye medar olacak bir toparlama olmuş, ekliyorum, faydalanan kardeşler olur belki:

    MUVAZENESİZ SÖZLER


    Bediüzzaman Hazretleri Muhakemat’ın Yedinci Mukaddemesi’nde;


    Gıybeti katle müsavî tutmayı,

    ayakta bevletmeyi zina derecesinde göstermeyi

    veya bir dirhem tasadduk etmeyi hacca mukabil tutmayı

    “muvazenesiz sözler” olarak nitelendirmektedir.


    Diğer taraftan Yirmi Dördüncü Söz’ün, Üçüncü Dal’ının, Onuncu Asıl’ında bu konuyu ve ilgili hadis-i şeriflerin tevilini yapmaktadır.

    Muhakemat’ta geçen “muvazenesiz sözler” ifadesini nasıl anlamamız gerektiği ve Bediüzzaman’ın bu iki farklı yaklaşımının neden kaynaklanmakta olduğu hususlarını incelemeye çalışalım.


    Üstad Bediüzzaman, 1911 yılında kaleme aldığı Muhakemat’ın baş tarafında bu kitaptan beklediği hizmetin;

    İslâmiyette olan doğru yolu göstermek,

    aşırı gidenlerle din düşmanlarının şüphelerini red ve yüzlerine vurmak,

    doğru yolun öteki tarafını

    ve ahmak dost ünvanına lâyık aşırı gidenlerin

    ve dış görünüşe aldananların evhamlarının asılsızlığını göstermek,

    İslâm âleminin geleceği için tam bir zafer ümidi ile çalışan muhakkik ve akıllı dostlara yardım etmek ve kuvvet vermek olduğunu açıklamaktadır.

    Bediüzzaman;

    İslâmiyetin özünü terk edip, kabuğuna ve zahirine nazar edip aldandık,

    anlayışsızlık ve edepsizlikle hak ettiği hürmeti gösteremedik,

    o da bizden nefret ederek evham ve hayalatın bulutlarıyla sarılıp kapandı.


    Usûlüne uymadık, hikâyeleri akaidine ve mecazları da hakikatlerine karıştırarak kıymetini takdir edemedik,

    o da ceza olarak bizi dünyada edeplendirmek için zillet ve sefalet içinde bıraktı.

    Bizi kurtaracak yine onun merhametidir” demektedir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Benzetme yapılırken birbiriyle uyumlu olabilecek şeylerle veya özelliklerle benzetme yapılmalıdır.


    Yani kamet-i kıymetine uygun olmalıdır. 100 bin YTL’lik bir evi 100 kuruşa satan birisi hakkında ilk önce akla gelecek olan şey; “Deli midir acaba?”dır.


    Benzetmelerde de bunun gibi ölçüsüzlüğün ilk önce akla getireceği şey de tam aksi anlamlardır.

    Üstad Muhakemat’ın Yedinci Mesele’sinde bunu şöyle ifade etmektedir:


    “Her danenin mahsus bir sümbülü vardır. Bir buğday bir ağaç kadar sümbüllenmez. Felsefe-i beyan nazara alınmazsa, belâgat hurâfât gibi, hayal gul (gulyabani) gibi, sâmie (dinleyene) hayretten başka bir fayda vermez.”

    Gıybetin katle, bir dirhem sadaka vermenin hacca eş tutulması, ayakta bevletmenin zina derecesinde gösterilmesi gibi hususlar zahiren bakıldığında yapılan işle alınan ücret ya da ceza uyumsuzluğunu ve işin mübalâğa ile ciddiyetten uzaklaştırıldığını göstermektedir.

    “Dinde aşırı gitmeyiniz” hadisini de göz önüne alacak olursak, bu durumun muhatap olan kişilerin tepkilerini çekeceği muhakkaktır.

    Hakikatlerin hiçbir zaman mübalağalı ifadelerle reklâma ihtiyacı yoktur.

    Belirli bir dengesi ve uyumu olmayan benzetmeler Bediüzzaman’a göre; katl ve zina gibi büyük günahları hafife almak ve haccın değerini düşürmek anlamına gelmektedir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Üstad kürsülere çıkıp da irşad vazifesinde bulunan vâizlerin hem hakîm; yani hikmetli ve ölçülü, hem de muhakemeli olmaları gerektiğini söylemektedir.


    Ölçüsüz ve iyice muhakeme etmeden konuşan, dinî hakikatleri temyiz edemeyen, her birisine müstehak olduğu hak ve itibarı veremeyen ve her hükümde şeriatın sikkesini tanıyamayan birçok vaizin, dinin birçok nurlu hakikatlerini perdelediklerini, akla ve mantığa uymayan ilâveleri de birlikte zikrederek, şüpheci ve inkârcılara kapı açtıklarını belirtmektedir.

    İleri derecede mübalâğa ile hayali hakikate karıştırmak, ifrat ve lâfazanlıkla süsleyerek, hatta perdeleyerek hakikatleri anlatmaya çalışmak çirkin neticeler vermektedir.

    Böylece, ahmak dostlar gibi, dine din düşmanlarından daha fazla zarar verilmektedir.

    Bu da nefreti icap ettiren bir durumdur.

    Hakikatler böyle tasarruflardan bin derece müstağnîdir.


    Hakikate âşık ve dine muhabbeti olan bir kimsenin her şeyin kıymetine kanaat etmesi, perde olmaması ve tecavüz etmemesi lâzımdır.


    Perdelemeye çalışmayı Allah’ın kudretine iftira olarak vasıflandıran Bediüzzaman, hariçten ve uzaktan İslâmiyeti tenkit etmeye çalışan insafsızlara da;

    “Aldanmayın. Muhakeme edin.

    Nazar-ı sathîyle iktifa etmeyiniz.

    Zira şu sizin bahanelerinize sebep olanlar, lisan-ı şeriatta ulemâ-i sû’(suistimalci âlim) ile müsemmâdırlar (isimlendirilirler).

    Onların muvazenesizlik ve zahirperestliklerinden neş’et eden hicabın mâverâsına (örtünün arkasına) bakınız.

    Göreceksiniz ki, her bir hakikat-i İslâmiye, necm-i münîr (parlak yıldız) gibi bürhan-ı neyyirdir (nurlu delillerdir).

    Nakş-ı ezel ve ebed, üzerinde görünüyor. Evet, kelâm-ı ezelîden gelen, ebede gidecektir. Fakat esefa! Hubb-ı nefis (nefsini sevmek) ve taraftar-ı nefis ve acz ve enaniyetten neşet eden teberrî-i nefisle(nefsini temize çıkarma ile) kendi kabahatini başkasına atıyor.

    Şöyle yanlışa muhtemel olan sözünü veya hatâya kabil olan fiilini, bir büyük zâta veyahut muteber bir kitaba, hattâ bazan dine, çok defa hadise, en nihayet kadere isnad etmekle, kendini teberrî etmek istiyor.

    Hâşâ, sümme hâşâ!

    Nurdan zulmet gelmez.

    Kendi aynasında görülen yıldızları setretse de, semadaki yıldızları setredemez. Fakat kendi göremez.

    Ey muteriz ağa!

    Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedar düşman gibi bahane mahane aramakla hilâf-ı şeriatla vücuda gelen ahvâli ve su-i tefehhümden neş’et eden şübehatı senet tutmak, İslâmiyete leke getirmek, pek büyük insafsızlıktır.

    Zira, bir Müslîmin her bir sıfatı İslâmiyetten neş’et etmek lâzım gelmez”

    (Muhakemat, s.30) uyarısında bulunmaktadır.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  5. #5
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Bediüzzaman Hazretleri;


    1. Hikmetsiz ve muhakemesiz vaizleri, dikkatsizleri, kötü niyetli ve aklına fazlaca güvenen âlimleri, enaniyeti kavileri, ahmak dostları, İslâmiyeti tenkit edenleri ve din düşmanlarını–hepsinin de aynı sonuca hizmet etmeleri sebe-biyle–uyarmıştır.



    2. Dînî hakikatleri temyiz edemeyen, her birisine müstehak olduğu hak ve itibarı veremeyen ve her hükümde şeriatın sikkesini tanıyamayan kimselerin konuşmalarını doğru bulmamaktadır.



    3. Söylenen bir sözün, “kim söylemiş”, “kime söylemiş”, “nerede söylemiş”, “ne zaman söylemiş” ve “hangi makamda söylemiş” kriterlerine göre aktarılmaması, anlatımın başına ve sonuna dikkat edilmemesi ile hikmetlerinin göz ardı edilmesi halinde yanlış anlamalara ve itirazlara sebep olacağını göstermiştir.


    4. Hakikatleri mübalâğalı anlatarak ve içine hayali de katarak perdelemenin ve değerini düşürmenin büyük bir vebal olduğunu vurgulamıştır.


    5. Bu âlemin ölçüleri ile ebedî âleme ait olan şeylerinin tartılmayacağını, buranın en büyüğünün, oranın en küçüğüne bile denk gelemeyeceğini, amellerin sevâbı ebedî âleme baktığı için dünyevî nazarımızın ona dar geleceğini, dolayısıyla aklımıza sığıştıramayacağımızı, bazen bir tek kelime, bir tek tesbih öyle bir saadet hazinesini açar ki, altmış sene hizmetle açılmayacağını, bazı hallerde bir tek âyetin, Kur’ân kadar fayda verebileceğini, sevap ve faziletin nur âleminden olduğunu, o âlemden bir âlemin bir zerreye sığışabileceğini, bir zerrecik şişede semâvatın yıldızlarıyla beraber görünebilmesi gibi hâlis niyet ile şeffafiyet peydâ eden bir zikirde veya bir âyette semâvat gibi nuranî sevap ve faziletin yerleşebileceğini ifade ederek muvazenenin nasıl yapılması gerektiği konusunda bize kıstaslar vermiştir.


    6. Özellikle; “verebilir”, “sığışabilir”, “yerleşebilir” gibi imkân dahilini ifade eden kelimeleri seçmiş ve kesinlik ifade eden kelimelerden kaçınmıştır.



    Sonuç olarak; Muhakemat’ta mübalâğadan, usülsüzlükten, anlatım ve açıklama eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlamalar, anlamlandırmalar ve kıymet noksanlaştırmalar tenkit edilmiş, Üçüncü Dal’da da bütün paslar silinerek, fazlalıklar atılarak, eksiklikler de tamamlanarak hakikatler parlatılmıştır.



    http://www.yeniasya.com.tr/2007/12/07/enstitu/h1.htm

    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  6. #6
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Değerli Elff kardeşim,

    Dinde aş?r? gitmeyiniz” hadisini de göz önüne alacak olursak, bu durumun muhatap olan kişilerin tepkilerini çekeceği muhakkakt?r.
    Üstad?m?z?n bahsettiği mevzular daha çok islami hakikatleri okumadan,incelemeden anane usulu bir islam yaşant?s? ve söylemleri olsa gerek.
    Dinde aş?r?ya gitmeyiniz hadisi şerifine ve ustad?m?z?n da aç?klamalar?yla örnekler verecek olursak neler olabilir?Ya da bu kişinin imani mertebesine göre anlay?ş? ve uygulay?ş?na göre değişir mi?

    Mesela üstad?n yemek yeme tarz? ve hayat?..Bazen üstada aş?r? h?sset yani cimrilikle suçlam?şlar ama ustad bunu ifrat olarak görmemiş gibi...
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  7. #7
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    İnsirah kardeşim, bu mevzudan benim anladığım,

    Kur'an ile din tamamlanmış.Haram ve helaller belli.

    Bize düşen bu hükümlerle kanaat etmek.

    Mesela, müzik konusu tartışılıyor.Günümüzde müziğin çok ahlaksızlığa sebebiyet verdiği malum.

    İşte böyle günahlara sebebiyet verdiği için, insanlar o günaha girmesin diye müziğe külliyen haram demek ifrata kaçmaktır.Kur'an'da verilen hükme kanaat etmemektir.

    Görünüşte kötü niyet yok, iyi niyetle,insanlar günaha girmesin diye yapılıyor.Üstad o yüzden cahil dost tabirini kullanmış olsa gerek.

    İyilik yapıyorum zannıyla, dine karşı nefret uyandırılıyor.


    Özü bırakıp kışıra dalıyoruz.

    Söylenen bir söz varsa, zahir manasıyla muvazene edemiyorsak, üstadın söylediği gibi, kim, kime, ne zaman, hangi makamda söylemiş onu düşünmek gerek.

    Farklı makamlarda söylenmiş sözleri, direk her yere uydurmaya çalışıp, akla mantığa ters ilaveler de yapıp sunarsak, şüpheye inkara -Allah korusun-sebebiyet verebiliriz.

    Yine inşirah kardeşim, üstadın yaşayış tarzını kendi makamında değerlendirip, benim kendi makamıma göre örnek almam gerek.

    Yani kalıbı bire bir oturtmaya çalışırsam yanlış olur.

    veya o kalıbı, o makamın çok çok altında olan, anlayamayacak herkese oturtmaya çalışırsam, yani genellersem, sizin de böyle yaşamanız gerekiyor dersem yine iyilik yapıyorum diye fenalık yapmış olurum.

    Belki de helal olan birşeyi, haram diye sunmuş olacağım.

    Üstad diyor, dine dost cahiller bazen dinsizlerden daha çok islamiyete zarar veriyorlar.

    Muhakemeyi elden bırakmamak gerekiyor.

    Benim anladığım böyle.

    Konuyu açacak,eksik noktaları tamamlayacak düşüncelerinizi bekleriz.

    Selam ve dua ile.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  8. #8
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    peki, Bediüzzaman r.a.'?n herkesin yemediğini yememesi, herkesin giyemediğini giymemesi nas?l değerlendirilir..
    bir sosyalist bunu okusa sayg? duymaz m? halk? birinci plana alm?ş diye..
    yaşad?ğ? cemiyetin içinden biri..

  9. #9
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Allah raz? olsun.
    Yani birşeyi okurken direkt hüküm vermek yerine tevillerini düşünerek hareket etmek...
    Şimdi şu mesele de var.Takva-azimet,ruhsat mevzular?...
    Kimi zaman takva yaşant?s?n? ifrat derecesinde görebiliriz.
    Takvan?n ç?tas? yüksektir çünkü
    Burdaki ölçüyü neye göre yapmam?z laz?m?
    Gerçi insan baz? şeyleri yaşayarak idrak edebiliyor.

    Mesela şöyle örnek versek:
    Dershanede kalan bir mubarek kardeşim var.Kendisi yeme içme hususnda çok titiz.Bir çok şeyi şüpheli mallar? yemiyor.Peynir,etler,haz?r yiyecekler.Markas? müspet güvenilir dahi olsa.Kimseye yemeyin sizde demiyor ama yaşant? tarz? olarak yemek esnas?nda ister istemez siz de onun yan?nda kötü oluyorsunuz

    Gibi örnekler..
    Haram konusunda,haram nazarla konuşmamak uzaklaşmak vb..türler.

    Sizin bahsetmiş oldugunuz ise,
    G?ybeti katle müsavî tutmay?,

    ayakta bevletmeyi zina derecesinde göstermeyi

    veya bir dirhem tasadduk etmeyi hacca mukabil tutmay?

    “muvazenesiz sözler” olarak nitelendirmektedir.
    Buradaki ince mülahazalar gibi.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  10. 07.12.07 13:13

    Ehil Üye


  11. #10
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Alıntı nazende Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    peki, Bediüzzaman r.a.'ın herkesin yemediğini yememesi, herkesin giyemediğini giymemesi nasıl değerlendirilir..
    bir sosyalist bunu okusa saygı duymaz mı halkı birinci plana almış diye..
    yaşadığı cemiyetin içinden biri..
    nazende kardeşim, üstadın her halini birebir kalıp olarak sunamayız derken, yine ifrata kaçıp, hiçbir halini örnek alamayız-gösteremeyiz dersek, yine zarar vermiş oluruz.

    Üstad zaten bize örnek olmak için var, peygamberin bu asırdaki varisi.

    Bahsettiğiniz nokta da, örnek almamız gereken çok güzel bir nokta.


    Ama başkasının giyemediğini giymek haram değildir, biz de sunarken, iyilik yapalım diye cahilce ifrat edip, anlayamayacak birisine, başkasının giymediği kesinlikle giyilemez, yemediği kesinlikle yenilemez dersek müthiş güzelliğin yansımasına engel olabiliriz.


    Üstadın yaşantısı olduğu gibi çok parlak zaten, bizler de hayal katıp gölge etmezsek olmadık insanların bile saygı ve takdirle andığına şahit oluyoruz her geçen gün.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzamanı Tanımandan Ölen Cahil Olarak mı Ölür
    By _vatan_ in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.05.14, 12:59
  2. Sadık Cahil
    By Gül-ihamra in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 29.04.08, 14:57
  3. Kur'an'a Göre Cahil Kimdir?
    By Özgürlük in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.01.08, 01:30
  4. Cahil Kime Denir?
    By tefarik in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 07.01.08, 08:39
  5. Dinin Afeti
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 23.04.07, 14:13

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0