+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Yedinci Söz

  1. #1
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart Yedinci Söz

    Yedinci Söz



    ŞU KÂ?NATIN t?ls?m-? muğlâk?n?(kapal? bilinmeyen t?ls?m?n? açan) açan “Âmentü billâhi ve bi’l-yevmi’l-âhirruh-u beşer(beşerin ruhu) için saadet kap?s?n? fetheden ne kadar k?ymettar iki t?ls?m-? müşkülküşâ (proplemleri çözen t?ls?m) olduğunu; ve sab?r ile Hâl?k?na tevekkül ve iltica ve şükür ile Rezzâk?ndan sual ve dua ne kadar nâfi(faydal?) ve tiryak (panzehir) gibi iki ilâç olduğunu; ve Kur’ân’? dinlemek, hükmüne ink?yad etmek,(bağlanmak) namaz? k?lmak, kebâiri terk etmek ebedü’l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli, revnaktar (guzel) bir bilet, bir zâd-? âhiret, (ahiret az?ğ?) bir nur-u kabir(kabir ?s?ğ?) olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle: (Burada Allaha iman ve ahiret gününe iman bu iki hakikat beşerin ruhu için beşerin ruhunun nefes alabilmesi için kalbin huzuru için iki temel esas bu tesbitle risaleye başl?yor ustad hz.leri butun proplemleri çözen t?ls?m diyor yani Allaha iman olmadan ve ahirete iman etmeden beşerin ruhunun saadete ulaşmas? mumkun değil Allaha imanla varl?k ve kainat mana kazan?yor insan mana kazan?yor insan?n hayat? mana kazan?yor ben kimim nerden geldim nereye gidiyorum ve kabir kap?s?n?n kapanmas?n?n mümkün olmad?ğ?n? kabirden önce ve kabirden sonraki yol haritam nedir bütün bu sorulara sadece ve sadece ?slam dini tam net aç?k bir cevap veriyor kesin cevaplar veriyor Allaha iman nedir kudreti sonsuz olanla bir irtibata geçmektir onunla irtibata geçince dini mubini islamla irtibata geçince o dini bize öğreten talim eden efendimiz asm le irtibata geçince butun bu sorular?n cevab?n? çok net al?yoruz kimim Abdullah yani Allah?n kuluyum nereden geldim alemi ervahtan geldim nereye kadar ebedul abad yolculuğu sonum ne olucak amellerime göre hay?rlara göre sonum şekillenicek ya cennet ya cehennem kabir nedir bir yokluk kuyusudur cennet bahcelerinden bahcedir kim için Âmentü billâhi ve bi’l-yevmi’l-âhir diyen için bak?n hem bu dunyaya ait proplemleri hal ediyoruz hemde öbur dunyaya ait sorular?n cevaplar?n? alabiliyoruz iman eden insan?n çözemediği proplem yoktur dolay?s?yla ruhu tabiî ki saadete ericek onun için mumin cennetin numunelerini dunyada görur zaten gunumuzun proplemlerinden biride Allaha iman ahirete imand?r diyelimki baş?m?za bir bela geldi mal?n? mulkunu kaybettin iş yerin yand? v.s. nas?l tahammul edicez bu bela ve musibetlere karş? ne yap?caz ruhumuz nas?l saadete ericek sab?r burada devreye gitiyor sab?r nimeti biz bunlar karş?nda sab?r ederiz rabbim bu şekilde takdir etmiş deriz ben elimden geleni yapsamda olaylar istemediğim halde gerçekleşir neden sab?r ederiz yapabiliceğim bişey yok mecbur sab?r değil Allah için sab?r bu sab?r bela ve musibeti sevaba ibadete çevirir.onun için sab?r bela ve musibetleri ibadete çeviren bir formuldur Allaha ve ahirete iman eden için kaybetmek söz konusu değildir..baş?na bela musibet gelir sab?r eder ve tevekkul eder nedir tevekkul sebebleri yapmak ve gerisini Allaha b?rakmak zaten biz neyin hay?r olduğunu bilemeyiz neden Allaha tevekkul etmeyelim bizi bizden daha iyi bilen o.stres bunal?m çağ?m?z?n hastal?ğ? neden çünki kazanmay? sadece buraya ait göruyoruz saadetin formulude Allaha imand?r bu hayatta biz kimi dinliycez kendimizi mi falan filan?m? hay?r dinelenecek en buyuk söz sözlerin en guzeli kurand?r kendimi dinlersem heva ve hevesimi dinlemiş olurum insanlar kimi dinliycek hiç kimse kimseyi kabullenmeyebilir herkes birbirini kullanabilir fikir diyede başkas? bizi kullanabilir o zaman biz kuran? dinlemeliyiz kuran?n hukmune uyarsak mesud olabiliriz kul olduğumuzu namazla sonra gunahlar? terk ederek Allaha sunarsak bu şekilde kulluğu yerine getirirsek mesud oluruz iki cihanddada o zaman iki cihan sadetinin anahtar? nedir Âmentü billâhi ve bi’l-yevmi’l-âhir )


    Konu Li`eclillah tarafından (17.11.07 Saat 15:44 ) değiştirilmiştir.
    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  2. #2
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart

    Bir zaman, bir asker, meydan-ı harp(harp meydanında) ve imtihanda, kâr ve zarar deveranında pek müthiş bir vaziyete düşer. Şöyle ki:
    Sağ ve sol iki tarafından dehşetli, derin iki yara ile yaralı; ve arkasında cesîm(buyuk) bir arslan, ona saldırmak için bekliyor gibi duruyor. Ve gözü önünde bir darağacı dikilmiş, bütün sevdiklerini asıp mahvediyor, onu da bekliyor. Hem bu hali ile beraber uzun bir yolculuğu var; nefyediliyor.

    O biçare, şu dehşet içinde Meyusane düşünürken, sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nuranî bir zât peyda olur, ona der:

    Meyus olma. Sana iki tılsım verip öğreteceğim. Güzelce istimal etsen, o arslan, sana musahhar(boyun eğen) bir at olur. Hem o darağacı, sana keyif ve tenezzüh için hoş bir salıncağa döner. Hem sana iki ilâç vereceğim. Güzelce istimal etsen, o iki müteaffin(çürümüş) yaraların, iki güzel kokulu gül-ü Muhammedî (a.s.m.) denilen latîf çiçeğe inkılâb ederler. Hem sana bir bilet vereceğim. Onunla, uçar gibi, bir senelik bir yolu bir günde kesersin. İşte, eğer inanmıyorsan, bir parça tecrübe et; ta doğru olduğunu anlayasın.”
    hakikaten bir parça tecrübe etti, doğru olduğunu tasdik etti.

    Evet, ben, yani şu biçare Said dahi bunu tasdik ederim. Çünkü biraz tecrübe ettim, pek doğru gördüm.
    Bundan sonra birden gördü ki, sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam, çok ziynetler, süslü suretler, fantaziyeler, müskirler beraber olduğu halde geldi, karşısında durdu. Ona dedi: “Hey, arkadaş! Gel, gel, beraber işret edip keyfedelim. Şu güzel kız suretlerine bakalım. Şu hoş şarkıları dinleyelim. Şu tatlı yemekleri yiyelim.”

    Sual: “Ha, ha, nedir ağzında gizli okuyorsun?”

    Cevap: “Bir tılsım.”
    “Bırak şu anlaşılmaz işi. Hazır keyfimizi bozmayalım.”

    S: “Ha, şu ellerindeki nedir?”

    C: “Bir ilâç.”
    “At şunu. Sağlamsın. Neyin var? Alkış zamanıdır.”

    S: “Ha, şu beş nişanlı kâğıt nedir?”

    C: “Bir bilet. Bir tayınat senedi.”
    “Yırt bunları. Şu güzel bahar mevsiminde yolculuk bizim nemize lâzım?” der. Herbir desise ile onu iknaa çalışır. Hattâ o biçare, ona biraz meyleder.

    Evet, insan aldanır. Ben de öyle bir dessasa aldandım.

    Birden, sağ cihetinden ra’d (gök gurltusu) gibi bir ses gelir. Der: “Sakın aldanma. Ve o dessasa de ki: Eğer arkamdaki arslanı öldürüp, önümdeki darağacını kaldırıp, sağ ve solumdaki yaraları def edip, peşimdeki yolculuğu men edecek bir çare sende varsa, bulursan, haydi yap, göster, görelim. Sonra de, ‘Gel, keyfedelim.’ Yoksa sus, hey sersem! Ta Hızır gibi bu zat-ı semâvî dediğini desin.”(.”(burada hikayemizi gördük yaralı bir asker örneğinden bahs ediyor onu kovalayan bir aslan var saldırmak için besliyor göz onunde dar ağacı dikilmiş sevdikleri gözunun önude hep asılıyor sıra kendine gelicek onu bekliyor onunde uzun bir yolcululuk var ister istemez o yola çıkıcak bu dehşetli ortamda meyusane düşünüyor tabi bu hikayenin bir hakikati var bu aslan ne demek dar ağacı nedir onlara bakalım)

    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  3. #3
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart

    İşte, ey gençliğinde gülmüş, şimdi güldüğüne ağlayan nefsim! Bil: O bîçâre asker ise, sensin ve insandır.(demekki asker insan.her insan adete asker) Ve o arslan ise eceldir. (benzetmeler muthiş o aslan ise eceldir herkesi kovalıyor)Ve o darağacı ise ölüm ve zevâl ve firaktır ki, gece-gündüzün dönmesinde her dost veda eder, kaybolur.(dar ağacı ölüm zeval ayrılık hakkaten dunyadan sevdiklerimiz birerbirer ayrılıyor en sevdiğimiz insana dur gitme diyemiyoruz gözumuzun onunde gidiyor ve biz bişey yapamıyoruz bir darağacı var yanı başımıza kurulmuş ) Ve o iki yara ise, birisi müz’iç ve hadsiz bir acz-i beşerî, diğeri elîm, nihayetsiz bir fakr-ı insanîdir.(bu askerin iki yarası var demişti bu yara nedir insan aciz ve fakir acziyet insanın hamurunda var belli şeylere gucu yetiyor çok guçluyum diyen insanı bir mikrop öldürüyor ihtiyalamak istemiyor ihtiyarlıyor btun bunlar var ama adam hala duşunmuyor aciz olduğunu anlamıyor şunu yicem şunu içicem şunu kazanıcam diyor ölümü ihtiyarlamayı hesap vericeğini düşünmüyor sadece dunyayla oyalanıyor ve dunya ahreti düşünmesine alı koyuyor bir nevi uyulturma oluyor ölümle uyanıyor pişman olucağını kuran haber veriyor gucumuz kuvvetimiz sınırlı çoğu zaman olaylar istediğimiz gibi gitmiyor gunluk hayatı yaşamak bile yediğimiz nimet boğazdan geçtikten sonra bize ait değil insan aciz varlık bir yara aciz bir yara fakirlik bu iki yarayı neyle tamir edecek devamında var) Ve o nefy ve yolculuk ise, âlem-i ervahtan, rahm-i mâderden, sabâvetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihandır.(bu dunya hayatı yolculuktan ibadettir ve dunyada bir yolcu gibi olmak lazım ağacın altı ebedi vatanımdır demez kimse burada imtihan için geldik hem aciz fakiriz hemde imtihandayız el fenerimiz ne olucak bakalım) Ve o iki tılsım ise, Cenâb-ı Hakka iman ve âhirete imandır.(evet el fenerimiz iman esaslarıymış değil mi Allaha iman diğer esaslarıda içerir)
    Evet, şu
    kudsîtılsım ile ölüm, insan-ı mü’mini zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna, (cennet bahçelerine )huzur-u Rahmân’a götüren bir musahhar at ve burâksuretini alır. Onun içindir ki, ölümün hakikatini gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Hem zevâl ve firak, memat ve vefat ve darağacı olan mürur-u zaman, o iman tılsımı ile, Sâni-i Zülcelâlin taze taze, renk renk, çeşit çeşit mu’cizât-ı nakşını, havârık-ı kudretini, tecelliyât-ı rahmetini kemâl-i lezzetle seyir ve temâşaya vasıta suretini alır.
    Evet, güneşin
    nurundaki renkleri gösteren âyinelerin tebeddül edip tazelenmesi ve sinema perdelerinin değişmesi, daha hoş, daha güzel manzaralar teşkil eder. (şimdi burada Allaha iman ahirete iman işte bu şu kutsi tılsım ile ölüm mumin insanı bu dunya zindanından geniş bahçelere çıkaran bir at hukmunu alıyor bakın ölüm ne oluyor nasıl değişiyor iman ölümün rengini mahiyetini değiştiriyor ölüm bir buraka dönuyor bu dunyadan karanlığından huzuru rahmana seni çıkararıyor ölüm bir urperti verir insana imanla bakınca cennet bahçelerinden bahçe cennetin bekleme salonu olur iman ve ahirete iman cennete cehenneme iman insanın ölüme bakışını değiştiriyor başka hiçbir sistemde ölümü bu tarzda guzel bulamasınız bu yuzden Allah dostları ölüm gelmeden ölmeyi istemişler yaşamak bizim için hayırlıysa yaşatsın ölüm hayırlıysa bizi bu dunyadan alsın..ölüme hazır oldukları için Allah dostları bize bunun dersini veriyor bakın biz korkuyoruz onlar sevinçle gulerek gidiyor bize bu dersi veriyorlar ölüm onların vuslatı bir yönuyle ölümü vuslat olarak görmuşler ölümü Allaha
    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  4. #4
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart

    İşte, ey gençliğinde gülmüş, şimdi güldüğüne ağlayan nefsim! Bil: O bîçâre asker ise, sensin ve insandır.(demekki asker insan.her insan adete asker) Ve o arslan ise eceldir. (benzetmeler muthiş o aslan ise eceldir herkesi kovalıyor)Ve o darağacı ise ölüm ve zevâl ve firaktır ki, gece-gündüzün dönmesinde her dost veda eder, kaybolur.(dar ağacı ölüm zeval ayrılık hakkaten dunyadan sevdiklerimiz birerbirer ayrılıyor en sevdiğimiz insana dur gitme diyemiyoruz gözumuzun onunde gidiyor ve biz bişey yapamıyoruz bir darağacı var yanı başımıza kurulmuş ) Ve o iki yara ise, birisi müz’iç ve hadsiz bir acz-i beşerî, diğeri elîm, nihayetsiz bir fakr-ı insanîdir.(bu askerin iki yarası var demişti bu yara nedir insan aciz ve fakir acziyet insanın hamurunda var belli şeylere gucu yetiyor çok guçluyum diyen insanı bir mikrop öldürüyor ihtiyalamak istemiyor ihtiyarlıyor btun bunlar var ama adam hala duşunmuyor aciz olduğunu anlamıyor şunu yicem şunu içicem şunu kazanıcam diyor ölümü ihtiyarlamayı hesap vericeğini düşünmüyor sadece dunyayla oyalanıyor ve dunya ahreti düşünmesine alı koyuyor bir nevi uyulturma oluyor ölümle uyanıyor pişman olucağını kuran haber veriyor gucumuz kuvvetimiz sınırlı çoğu zaman olaylar istediğimiz gibi gitmiyor gunluk hayatı yaşamak bile yediğimiz nimet boğazdan geçtikten sonra bize ait değil insan aciz varlık bir yara aciz bir yara fakirlik bu iki yarayı neyle tamir edecek devamında var) Ve o nefy ve yolculuk ise, âlem-i ervahtan, rahm-i mâderden, sabâvetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihandır.(bu dunya hayatı yolculuktan ibadettir ve dunyada bir yolcu gibi olmak lazım ağacın altı ebedi vatanımdır demez kimse burada imtihan için geldik hem aciz fakiriz hemde imtihandayız el fenerimiz ne olucak bakalım) Ve o iki tılsım ise, Cenâb-ı Hakka iman ve âhirete imandır.(evet el fenerimiz iman esaslarıymış değil mi Allaha iman diğer esaslarıda içerir)
    Evet, şu
    kudsîtılsım ile ölüm, insan-ı mü’mini zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna, (cennet bahçelerine )huzur-u Rahmân’a götüren bir musahhar at ve burâksuretini alır. Onun içindir ki, ölümün hakikatini gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler, daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Hem zevâl ve firak, memat ve vefat ve darağacı olan mürur-u zaman, o iman tılsımı ile, Sâni-i Zülcelâlin taze taze, renk renk, çeşit çeşit mu’cizât-ı nakşını, havârık-ı kudretini, tecelliyât-ı rahmetini kemâl-i lezzetle seyir ve temâşaya vasıta suretini alır.
    Evet, güneşin
    nurundaki renkleri gösteren âyinelerin tebeddül edip tazelenmesi ve sinema perdelerinin değişmesi, daha hoş, daha güzel manzaralar teşkil eder. (şimdi burada Allaha iman ahirete iman işte bu şu kutsi tılsım ile ölüm mumin insanı bu dunya zindanından geniş bahçelere çıkaran bir at hukmunu alıyor bakın ölüm ne oluyor nasıl değişiyor iman ölümün rengini mahiyetini değiştiriyor ölüm bir buraka dönuyor bu dunyadan karanlığından huzuru rahmana seni çıkararıyor ölüm bir urperti verir insana imanla bakınca cennet bahçelerinden bahçe cennetin bekleme salonu olur iman ve ahirete iman cennete cehenneme iman insanın ölüme bakışını değiştiriyor başka hiçbir sistemde ölümü bu tarzda guzel bulamasınız bu yuzden Allah dostları ölüm gelmeden ölmeyi istemişler yaşamak bizim için hayırlıysa yaşatsın ölüm hayırlıysa bizi bu dunyadan alsın..ölüme hazır oldukları için Allah dostları bize bunun dersini veriyor bakın biz korkuyoruz onlar sevinçle gulerek gidiyor bize bu dersi veriyorlar ölüm onların vuslatı bir yönuyle ölümü vuslat olarak görmuşler ölümü Allaha sığınır buda insana lezzet verir.Allah korkusu devam eder baki olan hep var çünki aşıkın maşukuna uzak kalması korkusu belki onun için Allah dostları havfullahta lezzet bulmuşlar..)

    Diğer ilâç ise,
    şükür ve kanaat ile talep ve dua ve Rezzâk-ı Rahîmin rahmetine itimaddır. Öyle mi? (demekki Allahın bizim uzerimizde bir suru nimeti var sonsuzdur bu nimetleri şükürle karşılamak lazım Allahtan bilmek yine ona şükür etmek verdiklerine şükür edebildik mi kanaat ediyoruz mu Allahın verdiğini şükürle karşılamak verdiğine kanat etmek lazım kanaat etmeyen şkür edemez tulu emel kurbanı olur dolayısıyla şükür ve kanaat ile Allahtan talep ve dua edicek ve bununla rezzakı rahimin rahmetine itimad edicez)Evet, bütün yeryüzünü bir sofra-i nimet eden ve bahar mevsimini bir çiçek destesi yapan ve o sofranın yanına koyan ve
    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  5. #5
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart

    üstüne serpen bir Cevâd-ı Kerîmin misafirine fakr ve ihtiyaç nasıl elîm ve ağır olabilir? (evet burada yeryuzu bir nimet sofrası uzerinde her turlu nimet var bahar mevsimide çicek destesi yapıp yanına koymuş masanın utsunun çiçeklerle süslendiği gibi bahar bir çicek destesi halinde her şey insan için onun rahmetine şükür ve dua ile sığınacak)Belki, fakr ve ihtiyacı, hoş bir iştihasuretini alır; iştiha gibi, fakrın tezyidine çalışır. Onun içindir ki, kâmil insanlar, fakr ile fahretmişler. Sakın yanlış anlama, Allah’a karşı fakrını hissedip yalvarmak demektir. Yoksa fakrını halka gösterip dilencilik vaziyetini almak demek değildir.(yani bu fakr meselesinide açmak gerek insan fakir fakir ne demek sınırsız ihtiyac sahibi demek işte bu yuzuden nimete iştaha dönuşuyor buda o insanın fakrını artırıyor onun için buyuk insanlar fakirlikle övunmuşler yanlış anlama bu önemli bir ihtardır yoksa dilencilik etme muhtac olduğu şeye sahip değilsen yoksulsun yoksa ihtiyac duyulmayan şeyin bulunmaması bu fakirlik değil Allah tan başka butun varlıklar fakirdir Allah gerçek zengindir fakr kelimesi bu manada anlaşılmalı Allahtan başka herhangi bişeye ihtiyac duymamalıdır bu fakrdır kulluğun özüdür.)

    Ve o bilet, senet ise, başta namaz olarak,
    edâ-i ferâiz ve terk-i kebairdir. Öyle mi? Evet, bütün ehl-i ihtisas ve müşahedenin ve bütün ehl-i zevk ve keşfin ittifakıyla, o uzun ve karanlıklı ebedü’l-âbâd yolunda zad ve zahîre, ışık ve burâk, ancak Kur’ân’ın evâmirini imtisal ve nevâhîsinden içtinab ile elde edilebilir. Yoksa, fen ve felsefe, san’at ve hikmet, o yolda beş para etmez. Onların ışıkları kabrin kapısına kadardır. (evet bizi Allahın rızasına ulaştırıcak olan imandır namazdır rasul Ekrem asm her şeyini bize öğretmiştir dolayısıyla gunde beş vakit namazı yapmak ve buyuk gunahları terk etmek insanı Allaha yaklaştırır buna takva denir..bir insanın gunahları küçümsemeside buyuk gunahtır.

    İşte, ey tembel nefsim! Beş vakit namazı kılmak, yedi
    kebâiri terk etmek, ne kadar az ve rahat ve hafiftir. Neticesi, meyvesi, faidesi ne kadar çok mühim ve büyük olduğunu, aklın varsa, bozulmamışsa anlarsın. Ve fısk ve sefahete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin: Eğer ölümü öldürüp zevâli dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle, dinleyelim. Yoksa, sus! kâinatmescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. hidayetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zeban edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip Hak diyen ve Hakikati gösteren ve nuranîhikmeti neşreden odur.


    Allahım, kalblerimizi iman ve Kur’an nuruyla nurlandır. Allahım, bizi sana olan ihtiyacımızla zenginleştir; sana ihtiyaç duymama ile de fakirleştirme. Havl ve kuvvetimizden teberri ederek senin havl ve kuvvetine sığınıyoruz. Bizi sana tevekkül edenlerden kıl. Bizi kendi nefsimize bırakma ve bizi kendi hıfzınla koru. Bize, erkek-kadın bütün mü’minlere merhamet eyle. Kulun, peygamberin, seçilmiş kulun ve dostun, mülkünün güzelliği, sanatının meliki, inayetinin kaynağı, hidayetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, varlıklarının şerefi, mahlukatının çokluğu içinde birliğinin lâmbası, kâinat tılsımının kâşifi, saltanat-ı rububiyetinin dellalı, hoşnut olduğun şeylerin tebliğ edicisi, isimlerinin hazinelerinin tanıtıcısı, kullarının muallimi, ayetlerinin tercümanı, cemal-i rububiyetinin ayinesi, şuhud ve işhadının medarı, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habibin ve resulün olan efendimiz Muhammed’e, onun bütün âl ve ashabına, kardeşleri olan diğer peygamberlere ve resullere, mukarrebin olan meleklerine ve salih olan kullarına salât ve selâm eyle. Âmin.
    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  6. #6
    Müdakkik Üye nurçi38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    759

    Standart

    Allah razı olsun.. Pek güzel oldu..

    İstisnalar Çoğalırsa Kaide Olur...


  7. #7
    Pürheves Li`eclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    151

    Standart

    ecmain inşAllah
    Şimdi oku kabirde okuyamazsın!

  8. #8
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Alıntı Li`eclillah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    ŞU KÂİNATIN tılsım-ı muğlâkını açan “Âmentü billâhi ve bi’l-yevmi’l-âhirruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkülküşâ olduğunu; ve sabır ile Hâlıkına tevekkül ve iltica ve şükür ile Rezzâkından sual ve dua ne kadar nâfi ve tiryak gibi iki ilâç olduğunu; ve Kur’ân’ı dinlemek, hükmüne inkıyad etmek,namazı kılmak, kebâiri terk etmek ebedü’l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli, revnaktar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen, ,,,



    Risale i nur talebelerine mühüm bir ders.....

    Kainatın tılsımı demek..Herşeyi halleden Kainatta hüküm bir anahtarı olduğu anlamaına geliyor....Sadece o anahtar kainatta hrer şeyi çözer
    Eğer Mâlik-i Hakikisine satılsa ve Onun hesâbına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazînelerini ve hikmet defînelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyyâ eden bir mürşid-i Rabbânî derecesine çıkar.

    Müşkül ise tabiki imtihan sırrı içi olacak..

    ve sabır ile Hâlıkına tevekkül ve iltica ve şükür ile Rezzâkından sual ve dua ne kadar nâfi ve tiryak gibi iki ilâç olduğunu; ve Kur’ân’ı dinlemek, hükmüne inkıyad etmek,namazı kılmak, kebâiri terk etmek ebedü’l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli, revnaktar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen, ,,,

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  9. #9
    Gayyur sevgimmm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    128

    Standart

    paragraf parafram yaz?l?p üzerine ac?klamal?r yap?lsa belki daha anlaş?l?r olur... Konuya vak?f olmayanlarda olabilir. Ve haşir bahsini rica etsem müsait bir zamanda...
    “KURU AĞAÇ, BAHÇIVANA, ‘EY YİĞİT, HİÇBİR SUÇUM YOKKEN NE DİYE BAŞIMI KESİYORSUN?’ DER. BAHÇIVANSA, ‘SUS A ÇİRKİN HUYLU’ DER; ‘KURULUĞUN SUÇ OLARAK YETMİYOR MU SANA!”

    (HZ. MEVLANA-MESNEVİ)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yedinci Risale olan Yedinci Mesele'den
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.05.14, 15:24
  2. Yedinci Söz ve Saadet Anahtarı
    By muhibbülkurra in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.01.10, 12:49
  3. Ölümü Öldür De Gel (Yedinci Söz)
    By Melis in forum Şiirler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12.01.09, 17:53
  4. Onuncu Söz Yedinci Suret
    By taner68 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.12.07, 22:15
  5. Yedinci Lem'a Hakkında Notlar
    By gulsah in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.01.07, 22:46

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0