Aynen bunun hatası gibi: Eski Harb-i Umumîden biraz evvel, ben Van'da iken, bazı dindar ve müttakî zatlar yanıma geldiler. Dediler ki: "Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor. Gel, bize iştirak et. Biz bu reislere isyan edeceğiz."
Ben de dedim: "O fenalıklar ve o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onunla mes'ul olmaz. Bu Osmanlı ordusunda belki yüz bin evliya var. Ben bu orduya karşı kılıç çekmem ve size iştirak etmem."
O zatlar benden ayrıldılar, kılıç çektiler; neticesiz Bitlis hâdisesi vücuda geldi. Az zaman sonra, Harb-i Umumî patladı. O ordu, din namına iştirak etti, cihada girdi, o ordudan yüz bin şehidler evliya mertebesine çıkıp beni o dâvamda tasdik edip kanlarıyla velâyet fermanlarını imzaladılar.

http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1953

Koyulaştırdığım yerleri anlayamadım?




M. Latif SALİHOĞLU
Birinci Harbe nasıl girdik?




Osmanlı Devleti, resmen değil, ama—bir emrivâki neticesi—fiilen Birinci Dünya Savaşına girmiş oldu.
Emrivâki şu şekilde gelişti: Alman asıllı Osmanlı Amirali Souchon, mahiyeti anlaşılmayan şaşırtıcı bir hareketle, 29 Ekim günü (1914) Rus limanlarını bombardıman ettirir.
Almanya'dan henüz satın alındığı ilân edilen Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) isimli savaş gemilerinin de iştirakiyle Karadeniz'e açılan Osmanlı donanması, Rusya'nın Odessa, Sevastopol ve Tedosya limanlarını bombalamaya başlar.
Bunun üzerine, Rusya da harekete geçti ve Osmanlı'nın Kafkasya'daki sınırını savaş birlikleriyle geçerek şiddetli mukabelede bulunur.
Böylelikle, Osmanlı devleti kendini apansız bir şekilde Avrupa'da çoktan (28 Haziran'da) başlamış olan Birinci Dünya Harbinin ortasında bulur.

Yazının devamı..http://www.yeniasya.com.tr/2007/10/2...lsalihoglu.htm