+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 42

Konu: Marifet Yolunda Püf Noktası

  1. #1
    Gayyur yaakarii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    52

    Standart Marifet Yolunda Püf Noktası

    ONUNCU NOTA
    Bil, ey gafil, müşevveş Said! Cenâb-ı Hakkın nur-u marifetine yetişmek ve bakmak ve âyât ve şahitlerin aynalarında cilvelerini görmek ve berâhin ve deliller mesâmâtıyla temâşâ etmek iktiza ediyor ki, senin üstünden geçen, kalbine gelen ve aklına görünen herbir nuru tenkit parmaklarıyla yoklama ve tereddüt eliyle tenkit etme. Sana ışıklanan bir nuru tutmak için elini uzatma. Belki gaflet esbabından tecerrüd et, onlara müteveccih ol, dur. Çünkü, ben müşahede ettim ki, marifetullahın şahitleri, bürhanları üç çeşittir:

    Bir kısmı su gibidir. Görünür, hissedilir, lâkin parmaklarla tutulmaz. Bu kısımda hayalâttan tecerrüd etmek, külliyetle ona dalmak gerektir. Tenkit parmaklarıyla tecessüs edilmez; edilse akar, kaçar. O âb-ı hayat, parmağı mekân ittihaz etmez.

    İkinci kısım, hava gibidir. Hissedilir, fakat ne görünür, ne de tutulur. Ona karşı sen, yüzün, ağzın, ruhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et, kendini mukabil tut. Tenkit elini uzatma, tutamazsın. Ruhunla teneffüs et. Tereddüt eliyle baksan, tenkitle el atsan, o yürür, gider. Senin elini mesken ittihaz etmez, ona razı olmaz.

    Üçüncü kısım ise, nur gibidir. Görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyleyse, sen kalbinin gözüyle, ruhunun nazarıyla kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle. Belki kendi kendine gelir. Çünkü nur, elle tutulmaz, parmaklarla avlanmaz. Belki o nur ancak basiret nuruyla avlanır. Eğer haris ve maddî elini uzatsan ve maddî mizanlarla tartsan, sönmese de gizlenir. Çünkü öyle nur, maddîde hapse razı olmadığı gibi, kayda giremez, kesîfi kendine mâlik ve seyyid kabul etmez.

    Bu bahsi arkadaşlar daha çok açabilir mi?Belki hususi alemlerinde tecrübe ettikleri şeyler vardır?Suya,havaya ve nura benzeyen?

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Üstad Hazretleri, Birinci şuada “tevhid ve vahdette kemal-i İlahî ve cemal-i Rabbanî tezahür eder” buyurarak, İlahi sanatları, Rabbani ihsanları tefekkür ederken onları tek başlarına düşünmek yerine bir bütün olarak düşünmemizi tavsiye eder. Bu taktirde Allah’ın varlığının ve birliğinin daha geniş bir dairede, daha parlak ve geniş bir aynada temaşa edilebileceğine dikkatimizi çeker.

    Bu konuda üç örnek verir: Rızk, şifa ve hidayet. Aldığımız bir gıdayı tek olarak düşünmek yerine yeryüzünde bir milyonu aşkın hayvan türlerinin de bizimle birlikte rızıklandığını düşünsek tefekkürümüz daha bir kuvvet kazanır. Bu konuya fazla girecek değilim. Üstadın verdiği bu üç misal, konumuzla da alakadar görülüyor.

    Şöyle ki:
    • Rızık, Allah’ın varlığına ve birliğine su gibi bir delil,
    • Şifa hava gibi,
    • Hidayet ise nur gibi.

    Birinciyi çok rahat tefekkür edebildiğimiz halde, ikinciyi aynı netlikte seyredemiyoruz, üçüncüsü ise daha bir perdeli.

    Şu nokta çok önemlidir: Su parmaklarla tutulamadığı gibi, hava da tutulamıyor, nur da. Demek oluyor ki, sadece akli delil getirmek iman için yeterli değil. İnanmaya niyetli olmayan, yahut kalbi isyanlarla çok fazla yaralandığı için imana ihtiyacını hissetmeyen ve imani konulara yabani kalan bir insana en parlak delilleri de getirseniz onun iman etmesi için yeterli olmuyor.

    Parmaklarla tutulmama olayında, bize verilen mesaj ise, iman hakikatleriyle ilgili delilleri bir kelam alimi gibi, yahut bir fen bilgini gibi sadece akılla tartmaya kalkışmayıp kalbin hissesini ihmal etmememizdir. Kalbin hissedebileceği bir feyzi akla da kabul ettirmek için fazla yorulmamak gerek.

    Bu konu müzakere edilirken bir başka iman hakikatinden şöyle bir örnek verilebilir:
    • Ahiretin varlığına, ölmüş yerin dirilmesi su gibi bir delildir,
    • Geceden sonra sabahın gelmesi hava gibi bir delil.
    • Ruhumuza konulan ebediyet arzusunun ahirete delil olması ise nur gibi; yani diğerlerine göre daha ince ve derin bir delildir.

    Şimdi biz “vermek istemeseydi istemek vermezdi” cümlesini okuduğumuz zaman ondaki o derin sırrı hissedecek, zevkedecek ve üzerinde daha fazla durmayacağız. “Nasıl olur da bu his ahiretin varlığına delil olur?” diye üzerinde fazla düşünsek o nur kaçar gizlenir. Ondan o anda hazzımızı alacak ve yolumuza devam edeceğiz.

    Üstadımız, bazı risalelerinin “akıldan ziyade kalbe hitap ettiğini” kaydeder. Bu derslerde havayı teneffüs eder gibi kendimizi ona kaptırmalı, nurla tenevvür eder gibi bir havaya girmeliyiz. Yoksa orada zikredilen ince hakikatleri su gibi görmek ve hissetmek istersek kendimizi yorarız ve öyle bir düşünce ile o ince hakikatlerden uzaklaşırız.

    Nurların her dersinde bu üç delili bulmak mümkün. Bu delillerin sıralandığı paragrafın hemen üzerinde çok önemli bir mesaj verilir: “Gaflet esbabından tecerrüt et, onlara müteveccih ol dur.”

    Buna göre, başta günahlar olmak üzere kalbimize zarar veren, aklımızı gereksiz yoran ve ruhumuzu iman hakikatlerinden uzak sahalarda dolaştıran sebeplerden ne kadar uzak durursak, hakikatleri zevk etmemiz de o nispette artacaktır.
    http://www.sorularlarisaleinur.com/s...ticle&aid=1339

  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Fakat bu konunun özet ve can alıcı noktası şudur ki ezcümle:
    "Maahaza bazı bürhanlar suya benziyor; bir kısmı da havaya benziyor, bir kısmı da ziya gibidir. Binaenaleyh, bu gibi bürhanları gayet lâtif ve dikkatli ince bir fikirle arayıp tutmalıdır ki, dökülmesin, sönmesin, uçmasın. " mes nur..

    (Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.")düsturu, tefekkürat-ı imaniyeye ait bulunması 7. Şua

  4. #4
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Enfüsi iklimdeki faaliyet hakikatinin 3 menfesi var. Her menfezde de bekaya müteveccih bir boyut vard?r. Bunlar :

    1. Harekat-? fikriye
    2. seyahat-? kalbiye
    3. inbisat-? ruhiye

    San?r?m Marifetullah ' ?n 3 çeşit bürhanlar? yukar?da ki 3 farkl? menfezden görülüyor. Mesela elimizde bir elma var . Elimizde bir elman?n varl?ğ?n? 3 farkl? yoldan isbat edebiliriz. Birinci yol göz ' ün istimali ile olur ki göz elmay? görerek varl?ğ?na şahit olur. ikinci yol burnun istimali ile olur ki burun elmay? koklayarak ona has kokusunu tan?r ve yine vücuduna kani olur. Bir diğer yol ise elmay? tuttuğumuz elimizle olur ki dokunma duyusu elmay? hisseder ve şahit olur. Yanl?z burada dikkat edilmesi gereken nokta gözün istimali ile elman?n varl?ğ?na getirilen delil , burun ile temin edilmez. ?kisi farkl?d?r . Yada dokunarak anlad?ğ?m?z delil ile göz ile görülenden farkl?d?r. Şimdi göz sorsa '' burun sen nas?l anlad?n elman?n olduğunu ? '' burun koklad?m diyecek . Fakat göz bunu anlayamaz çünkü koklamak mevfumunu alg?layamaz .

    Burada can al?c? nokta şudur :
    Sadece göz yolu ile elman?n varl?ğ?na delil aransa şeytan ona vesvese verip diyebilir ki '' sen hülya görüyorsun yada görmek istediğin şeyi görmeye çal?ş?yorsun ve gördüğün asl?nda bir yan?lsama '' o zaman burun şeytan?n bu vesvesesine itiraz eder ve '' hay?r sadece göz değil bende burnum ile ayn? şeyi kokluyorum '' der ve takviye eder ve dokunma hisside devreye girerek elman?n varl?ğ?na sağlam bir yakin oluşur.

    Risale-i Nur ile öğrenilen hakaik-i Kuran sadece fikir boyutunda kal?rsa ben bunu gözün görmesine benzetiyorum fakat bu yeterli olmaz. Seyahat-? kalbi ve inbisat-? ruhi ile delil toplamak hemen olmuyor , bol bol okuyarak bu cihazatlar?n inkişaf etmesi , terbiye olmas? laz?m geliyor. Buda hemen olmuyor.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  5. #5
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Risale-i Nur ile öğrenilen hakaik-i Kuran sadece fikir boyutunda kalırsa ben bunu gözün görmesine benzetiyorum fakat bu yeterli olmaz.
    Binaenaleyh, bu gibi bürhanları gayet lâtif ve dikkatli ince bir fikirle arayıp tutmalıdır ki, dökülmesin, sönmesin, uçmasın. " mes nur..

    Vech-i tevfiki nedir acaba?

  6. #6
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Mesela lemalarda Ya Baki Entel Baki mevzusu akıldan ziyade kalbe bakar bir mevzudur. Bu mevzuda kalp işler. İstediğiniz kadar aklen anlayın hatta sayfalar dolusu açıklamalr yapın , o mevzunun hayata aktarılması için kalbin işlmesi lazımdır. Eğer maksat anlamak ise fikir yeter fakat o mevzu ' nun amele dönmesi için seyahat-ı kalp elzemdir.

    Her mevzu için gayet latif bir ve dikkatli bir fikir ile arayıp tutmak lazım çünkü okuduğundan birşey anlamazsan daha sair latifelere sıra gelmez buna işareten üstad der ki :

    Hem İmân yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin hisseleri var. Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlimle gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır.


    Üstad evvel akıl midesine girmeli demiş sonra sair cihazatlar hisse alırlar .

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  7. #7
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır.
    Akıl midesine girdikten sonra diyor değil mi ama?

  8. #8
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mesela lemalarda Ya Baki Entel Baki mevzusu akıldan ziyade kalbe bakar bir mevzudur. .
    Bu mesele sadece aklın gıdası değil özellikle kalbin gıdasıdır demek anlamında değil mi?

  9. #9
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır.


    Üstad evvel akıl midesine girmeli demiş sonra sair cihazatlar hisse alırlar .
    Alıntı acizizfakiriz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Akıl midesine girdikten sonra diyor değil mi ama?
    Evet evvela akıl midesine girmeli , işte sizin eklediğiniz '' gayet lâtif ve dikkatli ince bir fikirle arayıp tutmalıdır ki, dökülmesin, sönmesin, uçmasın ''

    kısmı ile bu ilk basamak temin edilmiş oluyor

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  10. #10
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı acizizfakiriz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu mesele sadece akl?n g?das? değil özellikle kalbin g?das?d?r demek anlam?nda değil mi?

    Evet , bu mevzuyu ilk okuyan anlamaya çal?ş?r. ?kinci kez okuduğunda daha iyi anlar çünkü buarada geçen başka okumalar ile hem ak?l cihazat? baz? inkişafatlara medar olmuştur hemde kalp ve ruh bir derece hareket ettiği için akla bu ikinci anlamada takviye olurlar. Üçünkü okuyuşunda geçen sefer okuduğunda anlamad?ğ? şeyleri anlar , şaş?r?r fakat art?k sadece anlamakla kalmaz tarif edemeyeceği şeylerde yaşar okuma esnas?nda . Dödüncü beşinci derken daima bir terakki halindedir. Bir zaman sonra herakat-? fikir ' den sonra seyahat-? kalp devreye girer okumakdan inan?lmaz lezzet al?r halbuki yeni bir şey anlamam?ş olabilir demek seyahat-? kalp devrede

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hepsinin Ortak Noktası
    By Alâ Nur in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.11.11, 15:09
  2. Latifeler ve Mânevi Take Off Noktası
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.02.09, 18:01
  3. Marifet Kavukta mı?
    By sırr-ı gurbet in forum Mizah
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.02.09, 12:18
  4. Başlangıç Noktası
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 16.05.07, 15:40
  5. Marifet
    By schenseditor in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.01.07, 15:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0