+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: Manaların Kalbden Çıkınca Suretlerden Çıplak Hayale Girmesi?

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart Manaların Kalbden Çıkınca Suretlerden Çıplak Hayale Girmesi?

    Mânâlar kalbden çıktıkları vakit, sûretlerden çıplak olarak hayale girerler; oradan sûretleri giyerler. Hayal ise, her vakit bir sebep tahtında, bir nevi sûretleri nesc eder. Ehemmiyet verdiği şeyin sûretlerini yol üstünde bırakır; hangi mânâ geçse, ya ona giydirir, ya takar, ya bulaştırır, ya perde eder. Eğer mânâlar, münezzeh ve temiz iseler, sûretler mülevves ve rezil ise, giymek yoktur; fakat, temas var. Vesveseli adam teması, telebbüsle iltibas eder. "Eyvah," der. "Kalbim ne kadar bozulmuş. Bu sefillik, bu hısset-i nefs, beni matrûd eder." Şeytan onun şu damarından çok istifade eder.

    ------------------------------------------------------


    Yukarıdaki manaların ne anlama geldiğini çözemedim her zamanki gibi yüksek iştişare mecrasına başvurmak istedim yardımlarınızı bekliyorum

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Tesirat-ı hariciyeden kalbin bir kısım ihtisasatı ihtizaza gelmekle müyülât tevellüt eder. Ondan hevaî mânâlar bir derece aklın nazarına ilişmekle aklı kendine müteveccih eder. Sonra o buhar halindeki mânâ bir kısmı tekâsüf etmekle, temâyülât ve tasavvurâtın bir kısmı müallâk kalıp, bir kısım dahi takattur ettiğinden, akıl ona rağbet gösterir. Sonra mâyi halindeki kısımdan bir kısım tasallüp ve tahassul ettiğinden, akıl onu kelâm içine alıyor. Sonra o mütesallipten bir resm-i mahsus ile temessül ve tecellî ettiğinden, akıl onun kametine göre, bir kelâm-ı mahsus ile onu gösterir. Muhakemat

    Bu durumda manalar sizin meşgul olduğunuz ve kalbinizi o noktada teyakkuza sevk ettiğiniz manalardır. Ama bunların şekillenmesi ve ifadesi ise sizin iradenize ve kabiliyetinize kalmıştır. İşte bazen bu manaları avlamak isterken mizacınıza ve birikimize göre bazen manaların rengi değişebilmektedir..

  3. #3
    Vefakar Üye mislimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    317

    Standart

    allah raz? olsun
    ne demişler
    soruda bilgiden doğar cevap ta

    sizin sorular?n?z bizim yeni bir şeyler öğrenmemiz

    sorandan da cevaplayandan da allah raz? olsun

  4. #4
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Aciziz fakiriz ağabeyin cevab? k?saca olaya nas?l yaklaşmama zemin haz?rlad?

    olaya başka bir bak?ş aç?s?yla yaklaşacak büyüklerimin cevaplar?n? bekliyorum

    çünkü Risaleler zengin manalar bar?nd?rd?ğ? için değişik aç?l?mlarda geleceği

    kan?s?nday?m

  5. #5
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Fakir de çok kısaca anladıklarımı ifade etmeye çalışayım inşallah:

    Manâlar kalbden çıktıkları vakit çıplaktırlar; her hangi bir şekilleri, kılıkları yoktur; yalın mânâ halindedir. Ancak kişi hayal âleminde ona bir şekil verir, bir kılığa sokar, bir kıyafet giydirir. Bu ise genellikle dış tesirlerin etkisiyle olur. Bir örnek verecek olursak: Bir arabayla seyahat halindesiniz, radyoda da sizin ilginizi çeken bir müzik çalmaya başladı. Bu arada siz nerede, hangi yolda, hangi manzaranın tesirinde iseniz o levha, o bölge, o manzara sizin hayal dünyanızda nescoluyor. Yani sizin ilginizi çeken o müzik, dışarıdaki manzara ile giyiniyor. Siz ne zaman o müziği tekrar duyarsanız, gözlerinizin önüne hemen o müziği ilk duyduğunuz yer, ortam geliveriyor. Eğer siz nezih bir ortamda, yada bir zikir halinde veya bir ibadet halinde iken o müziği duysanız, hayal yine sizin zihninize o ilk manzarayı getiriveriyor. İşte burada siz hayalinize gelen bu manzarayı kalbinizden ve kalbinizin tasdikinden geçerek geldiğini sanıyorsunuz. Daha doğrusu vesveseli adam öyle zannediyor. Halbuki sizin o andaki ruh haliniz o manzarayı giyecek kabiliyette değil. Siz daha nezih bir hal içindesiniz.
    Hayalinizin aslında mânâlara giydirmediği, yalnızca dış tesirlerin etkisiyle bulaştırdığı bu hal sizin içinde bulunduğunuz nezih hali bozmaz. Ancak siz meşgul olmakla teması giymeye çevirirseniz, teması telebbüsle karıştırırsanız zarar görürsünüz. Yalnızca temas olan, aslında telebbüs olmayan bu hallerle fazla meşgul olmamak, zarar gördüğü zannına kapılmamak, kişiyi şeytanın oyuncağı olmaktan kurtarır.
    Diye anlıyorum. Bilmem anladığımı izah edebildim mi, yoksa daha çok mu aklınızı karıştırdım?
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  6. #6
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    ALLAH Raz? Olsun Değerli Kardeşler,Osmanoğlu kardeşimizin aç?klamas?yla olay kafamda daha bir netleşti ama bu konuyu bilen Kardeşlerimiz konuyu biraz daha açabilirlerse sevinirim..şimdiden teşekkür ediyorum..
    Konu delailinnur tarafından (16.10.07 Saat 20:33 ) değiştirilmiştir.
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Evet, iman, kalbde, kafada daimî bir mânevî yasakç? b?rakt?ğ?ndan, fena meyelânlar histen, nefisten ç?kt?kça 'yasakt?r' der, tard eder, kaç?r?r.
    "Evet, insan?n fiilleri kalbin, hissin temayülât?ndan ç?kar. O temayülât, ruhun ihtisasat?ndan ve ihtiyacat?ndan gelir. Ruh ise, iman nuru ile harekete gelir. Hay?r ise yapar, şer ise kendini çekmeye çal?ş?r. Daha kör hisler onu yanl?ş yola sevk edip mağlûp etmez.(Hutbe-i Şâmiye )

    Burada bir kaç noktay? inceleyecek olursak.
    1.?man kalpte ve kafada yani dimağda daimi manevi bir yasakç?d?r.
    2.Fena meyelanlar ise his ve nefisten ç?kar.

    3.Bu meyelanlar? iman bekçisi yasakt?r der ve tard eder ve kaç?r?r.Ya iman bekçisi yoksa?

    4.?nsan?n güzel fiilleri ise kalbin temayülat?ndan ç?kar.

    5.kalpten ç?kan meyiller ruhun özel araşt?rmalar?ndan ve ihtiyaçlar?ndan gelir.Demekki ruh kalpten zuhur edecek olan meyillere ihtiyaç duyacak ve onu arayacak şekilde yarat?lm?şt?r.

    6.Ruh ise iman nuru ile harekete geçer.San?r?m işin püf noktas? buras? olmal?d?r.Ruhun kalbin meyillerinden gelecek ihtiyaçlar?n?n karş?lanmas? için kalbin iman nuru ile nurlanmas? gerekir.eğer bir kalp iman nuru ile müzeyyen olmassa ruhun ihtiyaçlar? için o ruh harekete geçemiyor.O insanda hakiki insaniyetini kaybediyor olmal?d?r.belki imans?zl?k yani küfür ile vehşi bir canavar oluyor.

    7.Ruh kalpten meyleden hay?rlar? yapar ve şer ise kendini çeker.Tabi ki kalbi imanl? olan kişilerde bu durum geçerli olmal?d?r.

    8.Mecazi nefs-i emmerenin bir nevi vazifesini yapan kör hisler yani akibeti görmeyen hisler kalbi iman nuru ile ayd?nlanm?ş olan bir mümini yanl?ş yola sevk edip onu mağlup edemez.Ne mükemmel bir manevi terakki.Ya Rabbi bizi böyle bir imani seviyeye ç?kar.Nefsin ve hissin meyillerinden bizleri muhafaza eyle.Ruhun ihtiyaçlar?na temayülat-? kalpten gelecek olan hay?r fiilleri işlemeyi nasip eyle.

    Bu konuya Lemaatten şu k?sm? da ekleyerek tefekkir edelim.
    ?man?n yeri kalbdir; dimağ ise oluyor mâkes-i nur-u iman.
    Bazan da mücahiddir, bazan süpürgecidir.
    Dimağda vesveseler, hem pek çok ihtimaller kalb içine girmese, sars?lmaz iman vicdan.
    Yoksa baz?lar?n zann?nca iman dimağda olsa, ruh-u iman olan hakkalyakîne, ihtimâlât-? kesire olur birer hasm-? bîeman.
    Kalb ile vicdan, mahall-i iman.
    Hads(sezgi) ile ilham, delil-i iman.
    Bir hiss-i sâdis, tarik-i iman.
    Fikir ile dimağ, bekçi-i iman.(Lemaat'ten )

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Tesirat-? hariciyeden kalbin bir k?s?m ihtisasat? ihtizaza gelmekle müyülât tevellüt eder. (Muhakemat)
    Güya akl?n borazan? denilmeye şayan olan irade ses etmekle, kalbin karanl?k köşelerinde yatan mânâlar ç?plak, yal?n ayak, baş aç?k olarak ç?kt?klar?ndan, mahall-i suver olan hayale girerler. O hazinetü'l-hayalde bulduklar? sureti giyerler. En ekall bir yazmay? sarar. Veya bir pabucu giyer. Lâakal bir nişanla ç?kar. Hiç olmazsa bir düğmeyle veya bir kelimeyle, kendinin nerede terbiye olduğunu gösterir.(Muhakemat)

    Dimağda merâtib-i ilim muhtelifedir, mültebise
    Dimağda merâtip var, birbiriyle mültebis, ahkâmlar? muhtelif.

    Evvel tahayyül olur,
    sonra tasavvur gelir.
    Sonra gelir taakkul,
    sonra tasdik ediyor,
    sonra iz'an oluyor,
    sonra gelir iltizam,
    sonra itikad gelir.

    ?tikad?n başkad?r, iltizam?n başkad?r.
    Herbirinden ç?kar bir hâlet.

    Salâbet itikaddan,
    Taassup iltizamdan,
    imtisal iz'andan,
    tasdikten iltizam,
    taakkulde bîtaraf(tarafs?z),
    bîbehre(nasipsiz) tasavvurda,
    Tahayyülde(hayelde) safsata hâs?l olur, mezcine eğer olmaz muktedir.
    Bât?l şeyleri güzel tasvir etmek, her demde, sâfi olan zihinleri cerhtir, hem idlâli.(Lemaat)

    Bir fiil kalbin ve de hislerin temayülat?ndan ç?kar.Çünkü kalp bu fiillere f?traten meyillidir.?man kalpte ve kafada yani dimağda daimi manevi bir yasakç?d?r.Fena meyelanlar ise his ve nefisten ç?kar.Bu meyelanlar? iman bekçisi yasakt?r der ve tard eder ve kaç?r?r. ?nsan?n güzel fiilleri ise kalbin temayülat?ndan ç?kar. Karş?s?nda ise teklifi ya da şeytan?n lümme-i şeytaniyeden gelen vesveselerini bulur.Vesveseleri ve fena meyilleri iman tard eder.Güzel meyillerden sonra fiillerin ilk hareketi duygulara ait ise vicdanda makes bulur ve vicdana yans?r,eğer bu filler fikirlere ait ise dimağa makes eder.Kalpten dimağa makes bulan fikirler dimağda mertebelerden geçer.Önemli olan bu mertebelerin her birisinde farkl? bir hükmün oluşmas?d?r ki bunun en zirvesi ve makbulü ise itikat dediğimiz son mertebedir ki işte buna salabe-i imaniye diyoruz.

    Bir fikir dimağa yans?d?ğ?nda ak?l onu hemen kabul etmez.Önce hayalin elinde tutar.?şte bu hayal mertebesinde iken safsata has?l olur.Bu tür fikirlerin karş?l?ğ? safsatad?r.

    ?kinci olarak tasavvur mertebesine geçen fikir bu mertebede bir tak?m kesme biçme ve giydirmelere maruz kal?r.Burada insan nasipsiz bir durumdad?r.Daha doğrusu bu tasavvur aşamas?nda netlik yoktur.Bu nedenle ak?l bu aşamada bu fikirden nasip alamaz.

    Üçüncü mertebe ise taakkul mertebesidir ki işte ak?l burada tartmaya ve de akletmeye başlar.Bu fikrin olur yada olmazlar?n? tartar.Bu mertebede ise ak?l tarafs?zd?r.

    Dördüncü mertebede ise tasdik gelir.Yani taakkulden sonra ak?l bu fikre taraftar olur.Karar? verir ve tasdik eder.?şte bu mertebede bu fikre ak?l taraftar olur.

    Beşinci mertebede ise izan dediğimiz anlay?ş oluşur.Dimağdaki fikir bu mertebede art?k o kişi için bir anlay?şt?r.Bu fikre o kişi art?k sahip ç?kar ve benimser ve de tasdik eder.

    Alt?nc? mertebede ise iltizam oluşur ki kişi bu mertebeye ulaşt?rd?ğ? fikri burada b?rak?rsa s?k?nt?l? olabilir.Çünkü bu mertebenin hükmü taassuptur.?şte bir çok kişinin benim fikrim deyip tutucu davranarak herkesin kabul etmesini istediği ve de zorlad?ğ? mertebe bu aşamadad?r.

    Son olarak fikir itikat mertebesine ulaş?rsa işte kemalata ermiş olur ve salabete kavuşmuştur.Risale-i Nur hakikatleri işte bu salabet-i imaniye mertebesini taş?r.Onun için hakikat mesleğine lay?kt?r.Risale-i Nur mesleği de hakikat mesleğidir,talebeleride salabet-i imaniyeye kavuşurlar.Onun için en tesirli,hatas?z,selametli yol bu zamanda Risale-i Nur yoludur der Üstad.
    Konu Abdulbaki tarafından (16.10.07 Saat 20:38 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    Ne mükemmel bir manevi terakki.Ya Rabbi bizi böyle bir imani seviyeye ç?kar.Nefsin ve hissin meyillerinden bizleri muhafaza eyle.Ruhun ihtiyaçlar?na temayülat-? kalpten gelecek olan hay?r fiilleri işlemeyi nasip eyle.

    Amin..amin..amin...çok güzel,maşaALLAH..ALLAH Raz? Olsun Değerli Abdülbaki Ağabey,ilaç gibi geldi aç?klamalar?n?z,harika oldu..bilmek,bilerek yaşamak ne güzelll...?L?M ne büyük bir nimet..RABB?M ay?rma,ay?rma,ay?rma bizleri hay?rl? ilim yolundan inşaALLAH..Bizleri Salabet-i ?maniye mertebesine ulaşt?r YA RABB?M..Amiiiin inş..
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  10. #10
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Altıncı mertebede ise iltizam oluşur ki kişi bu mertebeye ulaştırdığı fikri burada bırakırsa sıkıntılı olabilir.Çünkü bu mertebenin hükmü taassuptur.İşte bir çok kişinin benim fikrim deyip tutucu davranarak herkesin kabul etmesini istediği ve de zorladığı mertebe bu aşamadadır.

    Son olarak fikir itikat mertebesine ulaşırsa işte kemalata ermiş olur ve salabete kavuşmuştur.Risale-i Nur hakikatleri işte bu salabet-i imaniye mertebesini taşır.Onun için hakikat mesleğine layıktır.Risale-i Nur mesleği de hakikat mesleğidir,talebeleride salabet-i imaniyeye kavuşurlar.Onun için en tesirli,hatasız,selametli yol bu zamanda Risale-i Nur yoludur der Üstad.
    Allah razı olsun muhterem hocam, bu meselenin ne kadar güzel izah edilebileceğini gösterdiniz. Ayrıca son iki mertebede dikkat çektiğiniz hususiyetler, içinde bulunduğumuz ama farkedemediğimiz özelliklerimizi de çok dikkat çekici biçimde ortaya koyuyor. Yüce Rabbim bizleri altıncı mertebede takılmaktan muhafaza edip, son mertebenin şemsiyesi altına girebilen kullarından eyleye! Allah ebeden razı olsun!
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sen Çıkınca Aradan, Kalır Seni Yaratan!
    By YİĞİDO in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.08.11, 17:58
  2. Kör Sağır ve Çıplak..
    By HüZnÜ HaZan in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 24.10.08, 10:57
  3. Siz Hiç İnkisar-ı Hayale Düştünüz Mü?
    By BiKeS_ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 101
    Son Mesaj: 07.10.08, 22:36
  4. Ahlak Çıplak!!!
    By esra aktürk in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.10.08, 21:13
  5. DP'nin Meclise Girmesi Çok Önemli!!
    By bEtüL in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 17.07.07, 16:49

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0