+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 6 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 56

Konu: Yol İkidir:Ya Doğru,Ya da Sükut(Yalan Bitti)

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart Yol İkidir:Ya Doğru,Ya da Sükut(Yalan Bitti)

    Yalanın (kizbin) Mahiyeti

    1.Kizb(yalan) ne kadar tesirli bir zehirdir.
    2.Kizb, küfrün esasıdır.
    3.Kizb, nifâkın birinci alâmetidir.
    4.Kizb, kudret-i İlâhiyeye bir iftiradır.
    5.Kizb, hikmet-i Rabbaniyeye zıttır.
    6.Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir.
    7.Âlem-i İslâmı zehirlendiren, ancak kizbdir.
    8.Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir.
    9.Nev-i beşeri kemalâttan geri bırakan, kizbdir.
    10.Müseylime-i Kezzab ile emsalini âlemde rezil ve rüsvây eden, kizbdir.

    İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, bütün cinayetler içinde tel'ine, tehdide tahsis edilen, kizbdir.(İşârâtü'l-İ'câz)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Sual: Bir maslahata binaen kizbin caiz olduğu söylenilmektedir. Öyle midir?

    Cevap: Evet, kat'î ve zarurî bir maslahat için mesağ-? şer'î vard?r.

    Fakat hakikate bak?l?rsa, maslahat dedikleri şey bât?l bir özürdür.

    Zira usûl-i şeriatta takarrur ettiği veçhile, mazbut ve miktar? muayyen olmayan birşey, hükümlere illet ve medar olamaz; çünkü, miktar? bir had alt?na al?nmad?ğ?ndan suistimale uğrar.

    Maahaza, birşeyin zarar? menfaatine galebe ederse, o şey mensuh ve gayr-? muteber olur. Maslahat, o şeyi terk etmekte olur.

    Evet, âlemde görünen bu kadar ink?lâplar ve kar?ş?kl?klar, zarar?n, özür telâkki edilen maslahata galebe etmesine bir şahittir.

    Fakat kinaye veya târiz suretiyle, yani gayr-? sarih bir kelimeyle söylenilen yalan, kizbden say?lmaz.

    Hülâsa, yol ikidir: Ya sükût etmektir; çünkü söylenilen her sözün doğru olmas? lâz?md?r.

    Veya s?dkt?r; çünkü ?slâmiyetin esas?, s?dkt?r.

    ?man?n hassas?, s?dkt?r. Bütün kemalâta îsal edici, s?dkt?r.

    Ahlâk-? âliyenin hayat?, s?dkt?r.

    Terakkiyat?n mihveri s?dkt?r.

    Âlem-i ?slâm?n nizam?, s?dkt?r.

    Nev-i beşeri kâbe-i kemalâta îsal eden s?dkt?r.

    Ashab-? Kiram? bütün insanlara tefevvuk ettiren, s?dkt?r.

    Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm? meratib-i beşeriyenin en yükseğine ç?karan, s?dkt?r.
    (?şârâtü'l-?'câz)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    ?şte, Asr-? Saadetteki ink?lâb-? azîm, s?dk ile kizb, iman ile küfür kadar birbirinden uzak iken, zaman geçtikçe, gele gele birbirine yak?nlaşt?.

    Ve siyaset propagandas? bazan yalana ziyade revaç verdi.

    Fenal?k ve yalanc?l?k bir derece meydan ald?. ?şte bu hakikat içindir ki, Sahabelere kimse yetişemez. Yirmi Yedinci Sözün zeyli olan Sahabeler hakk?ndaki risaleye havale edip k?sa kesiyoruz.

    Ey bu Cami-i Emevideki kardeşlerim! Ve k?rk-elli sene sonra âlem-i ?slâm mescid-i kebirindeki dört yüz milyon ehl-i iman olan ihvan?m?z!

    Necat yaln?z s?dkla, doğrulukla olur.

    Urvetü'l-vuska s?dkt?r. Yani, en muhkem ve onunla bağlanacak zincir, doğruluktur.

    Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiş.

    Maslahat ve zaruret için baz? âlim "muvakkat" fetvâs? vermişler.

    Bu zamanda o fetvâ verilmez.

    Çünkü, o kadar su-i istimal edilmiş ki, yüz zarar? içinde bir menfaati olabilir. Onun için hüküm maslahata bina edilmez.

    Meselâ seferde namaz? kasretmenin sebebi, meşakkattir. Fakat illet olamaz. Çünkü muayyen bir haddi yok; su-i istimale düşebilir. Belki illet, yaln?z sefer olabilir.

    Aynen öyle de, maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz.

    Çünkü muayyen bir haddi yok; su-i istimale müsait bir batakl?kt?r. Hükm-ü fetvâ ona bina edilmez.

    Öyleyse,"Ya doğru, ya sükût." Yani, yol ikidir, üç değildir.

    Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir.

    ?şte şimdi beşerin ortadaki dehşetli yalanc?l?ğ?yla ve tezviratlar?yla emniyet-i umumiyenin ve rû-yi zemin âsâyişlerinin zîr ü zeber olmas?, kizble ve maslahat?n su-i istimâliyle olmas?ndan, elbette o üçüncü yolu kapatmaya beşer mecbur ediyor ve kat'î emir veriyor.

    Yoksa, bu yar?m as?rda gördükleri umumî harpler ve dehşetli ink?lâplar ve sukutlar ve tahribatlar, başlar?na bir k?yameti koparacak.

    Evet, her söylediğin doğru olmal?; fakat her doğruyu söylemek doğru değil.

    Bazan zarar verse sükût etmek... Yoksa yalana hiç fetva yok.

    Her söylediğin hak olmal?; fakat her hakk? söylemeye senin hakk?n yok. Çünkü hâlis olmazsa su-i tesir eder, hak, haks?zl?kta sarf olur.

    (Hutbe-i Şâmiye)
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (07.10.07 Saat 15:11 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Allah razı olsun Muhterem Hocam, yine çok güzel bir konuya temas ettiniz. Bizden de bir çam sakızı çoban armağanı; Risale-i Nur ummanından:

    Mâlûmdur ki, fenn-i belâgatta bir lâfzın, bir kelâmın mânâ-i hakikisi, başka bir maksud mânâya sırf bir âlet-i mülâhaza olsa, ona lâfz-ı kinâî denilir. Ve kinâî tâbir edilen bir kelâmın mânâ-i aslîsi medâr-ı sıdk ve kizb değildir; belki kinâî mânâsıdır ki, medâr-ı sıdk ve kizb olur. Eğer o kinâî mânâ doğru ise, o kelâm sâdıktır; mânâ-i aslî kâzib dahi olsa, sıdkını bozmaz. Eğer mânâ-i kinâî doğru değilse, mânâ-i aslîsi doğru olsa, o kelâm kâzibdir. Meselâ, kinâî misâllerinden, "Filânün tavîlü'n-necad" denilir. Yani, "Kılıncının kayışı, bendi uzundur." Şu kelâm, o adamın kametinin uzunluğuna kinâyedir. Eğer o adam uzun ise, kılıncı ve kayışı ve bendi olmasa da, yine bu kelâm sâdıktır, doğrudur. Eğer o adamın boyu uzun olmazsa; çendan, uzun bir kılıncı ve uzun bir kayışı ve uzun bir bendi bulunsa, yine bu kelâm kâzibdir. Çünkü, mânâ-i aslîsi, maksud değil. (32. sözden)
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Yalan bir lâfz-ı kâfirdir.

    Bir dane sıdk, yakar milyonla yalanı.

    Bir dane-i hakikat, yıkar kasr-ı hayali.

    Sıdk büyük esastır, bir cevher-i ziyalı.

    Yeri verir sükûta-eğer çıksa zararlı.

    Yalana yer hiç yoktur, çendan olsa faydalı.

    Her sözün doğru olsun, her hükmün hak olmalı.

    Lâkin hakkın olamaz her doğruyu söz etmek.

    Bunu iyi bilmeli. "Huz mâ safâ, da' mâ keder" kendine düstur etmeli.

    Güzel gör, hem güzel bak. Tâ güzel düşünmeli.

    Güzel bil, hem güzel düşün. Tâ leziz hayatı bulmalı.

    Hayat içinde hayattır hüsn-ü zanda emeli.

    Sûizanla yeistir saadet muharribi, hem de hayatın katili.
    (Lemaat)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı osmanoğlu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah raz? olsun Muhterem Hocam, yine çok güzel bir konuya temas ettiniz. Bizden de bir çam sak?z? çoban armağan?; Risale-i Nur umman?ndan:

    Mâlûmdur ki, fenn-i belâgatta bir lâfz?n, bir kelâm?n mânâ-i hakikisi, başka bir maksud mânâya s?rf bir âlet-i mülâhaza olsa, ona lâfz-? kinâî denilir. Ve kinâî tâbir edilen bir kelâm?n mânâ-i aslîsi medâr-? s?dk ve kizb değildir; belki kinâî mânâs?d?r ki, medâr-? s?dk ve kizb olur. Eğer o kinâî mânâ doğru ise, o kelâm sâd?kt?r; mânâ-i aslî kâzib dahi olsa, s?dk?n? bozmaz. Eğer mânâ-i kinâî doğru değilse, mânâ-i aslîsi doğru olsa, o kelâm kâzibdir. Meselâ, kinâî misâllerinden, "Filânün tavîlü'n-necad" denilir. Yani, "K?l?nc?n?n kay?ş?, bendi uzundur." Şu kelâm, o adam?n kametinin uzunluğuna kinâyedir. Eğer o adam uzun ise, k?l?nc? ve kay?ş? ve bendi olmasa da, yine bu kelâm sâd?kt?r, doğrudur. Eğer o adam?n boyu uzun olmazsa; çendan, uzun bir k?l?nc? ve uzun bir kay?ş? ve uzun bir bendi bulunsa, yine bu kelâm kâzibdir. Çünkü, mânâ-i aslîsi, maksud değil. (32. sözden)
    Muhterem ağabeyim,sizin bu al?nt?n?z şu cümlenin(Fakat kinaye veya târiz suretiyle, yani gayr-? sarih bir kelimeyle söylenilen yalan, kizbden say?lmaz.) izah? olarak çok güzel oldu.Allah raz? olsun.Risale-i Nurlar ortak ak?lla(şahs-? manevi) incelendiğinde ne güzel bereketleniyor ve aç?l?yor değil mi?

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Muhterem ağabeyim,sizin bu alıntınız şu cümlenin(Fakat kinaye veya târiz suretiyle, yani gayr-ı sarih bir kelimeyle söylenilen yalan, kizbden sayılmaz.) izahı olarak çok güzel oldu.Allah razı olsun.Risale-i Nurlar ortak akılla(şahs-ı manevi) incelendiğinde ne güzel bereketleniyor ve açılıyor değil mi?
    Amennâ muhterem hocam! Zaten siz hep demez misiniz, "Risale-i Nur'un izahı yine Risale-i Nur'da vardır" diye?
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Yalan, yalana mukaddeme olduğu için...(Muhakemat)

    Halbuki, siyaset-i haz?ra, o kadar çok yalan ve hile ve şeytanat içine girmiş ki, vesvese-i şeyâtîn hükmüne geçmiştir.(Yirmi Yedinci Söz )

    Halbuki, şu zamanda, kizb ve s?dk?n ortas?ndaki mesafe o kadar k?salm?ş ki, adeta omuz omuza vermişler.

    S?dktan yalana geçmek, pek kolay gidiliyor.

    Hattâ, siyaset propagandas? vas?tas?yla yalanc?l?k, doğruluğa tercih ediliyor.

    ?şte, en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda, bir fiyatla sat?lsa, elbette pek âli olan ve hakikat cevherine giden s?dk ve hak p?rlantas?, o dükkânc?n?n marifetine ve sözüne itimad edip körü körüne al?nmaz.(Yirmi Yedinci Söz )

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    S- Neden çok âdât-ı müstemirremizi tezyif ediyorsun?

    C - Herbir zamanın bir hükmü vardır. Şu zaman, bazı ihtiyarlanmış âdâtın mevtine ve neshine hükmediyor. Mazarratlarının menfaatlerine olan tereccuhu, idamına fetvâ veriyor.

    S - Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C - Doğruluk.
    S - Daha?
    C - Yalan söylememek.
    S - Sonra?
    C - Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd.
    S - Yalnız...
    C - Evet...
    S - Neden?
    C - Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası imaın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır?(Münazarat)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    S - Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C - Doğruluk.
    S - Daha?
    C - Yalan söylememek.
    S - Sonra?
    C - Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüd.
    S - Yalnız...
    C - Evet...
    S - Neden?
    C - Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası imaın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır?(Münazarat)
    Fesübhanâllah! Aslında söylenen iki kelime; ancak ciltler dolusu hakikatları ihtiva ediyor. Ve Üstadımız ne kadar vecîz ifade buyurmuş; Allah ebeden razı olsun. Bizlere de hakikatlara vakıf olmayı ve hakkıyla ayine olabilmeyi nasib etsin inşallah!
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Deniz Bitti...
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.09.09, 21:49
  2. Ya Doğru Konuşmalı, Ya Sükut Etmeli
    By elff in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 01.09.07, 11:23
  3. Rızık İkidir
    By insirah in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.08.07, 00:12
  4. Elhamdulillah Bitti
    By Bilal-i Sivasi in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 24.07.07, 11:52

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0