+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20

Konu: Kardeşler İmdat(Sabır Hakkında)

  1. #1
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart Kardeşler İmdat(Sabır Hakkında)

    Kardeşler Rabbim Muhafaza buyursun ?nşallah hepimizi : Bende ifrat derecede sab?rs?zl?k var , Risale-i Nur ve hat?ralar ?ş?ğ?nda yorumlar?n?z? ve Nurlardan al?nt?lar?n?z? bekliyorum ve ayr?ca bu hastal?ğ?m hakk?nda Allah r?zas? için dua istiyorum.

    Şimdiden Allah raz? olsun
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

  2. #2
    Gayyur fedai_ben - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    ankara sincan
    Mesajlar
    64

    Standart

    sab?r risale-i nurun esaslar?ndan biri üstad demiyormu üç sab?rla mükellefiz günah işlemmekte sab?r ibadetlerde sab?r musibetlere karş? sab?r sizin sab?rs?zl?ğ?n?z nerden kaynaklan?yor kardeş

  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Sab?r?n bereketi tevekkülle şekillenir.

    “?mân hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imân? elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imân?n kuvvetine göre, hâdisât?n tazyikàt?ndan kurtulabilir. (Allah’a tevekkül ettim. ( Hûd Sûresi: 56.)) der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle hâdisât?n dağlarvâri dalgalar? içinde seyrân eder. Bütün ağ?rl?klar?n? Kadîr-i Mutlak?n yed-i kudretine emânet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder, sonra saadet-i ebediyeye girmek için Cennete uçabilir. Yoksa, tevekkül etmezse, dünyan?n ağ?rl?klar? uçmas?na değil, belki esfel-i sâfilîne çeker.
    Demek, imân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder. Fakat, yanl?ş anlama! Tevekkül, esbâb? bütün bütün reddetmek değildir. Belki, esbâb? dest-i kudretin perdesi bilip riâyet ederek; esbâba teşebbüs ise, bir nevi duâ-i fiilî telâkkî ederek; müsebbebât? yaln?z Cenâb-? Haktan istemek ve neticeleri Ondan bilmek ve Ona minnettar olmaktan ibârettir.

    Tevekkül eden ve etmeyenin misâlleri, şu hikâyeye benzer:
    Vaktiyle iki adam, hem bellerine, hem başlar?na ağ?r yükler yüklenip, büyük bir sefineye bir bilet al?p girdiler. Birisi, girer girmez yükünü gemiye b?rak?p, üstünde oturup, nezâret eder; diğeri hem ahmak, hem mağrur olduğundan, yükünü yere b?rakm?yor. Ona denildi: "Ağ?r yükünü gemiye b?rak?p rahat et."
    O dedi: "Yok, ben b?rakmayacağ?m. Belki zâyi olur. Ben kuvvetliyim. Mal?m?, belimde ve baş?mda muhâfaza edeceğim."
    Yine ona denildi: "Bizi ve sizi kald?ran şu emniyetli sefine-i sultaniye daha kuvvetlidir, daha ziyâde iyi muhâfaza eder. Belki baş?n döner, yükün ile beraber denize düşersin. Hem, gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu ak?ls?z baş?n, gittikçe ağ?rlaşan şu yüklere tâkat getiremeyecek. Kaptan dahi, eğer seni bu halde görse, ya divânedir diye seni tard edecek, ya ’Hâindir, gemimizi ittiham ediyor, bizimle istihzâ ediyor, hapis edilsin’ diye emredecektir. Hem, herkese maskara olursun. Çünkü, ehl-i dikkat nazar?nda, zaaf? gösteren tekebbürün ile, aczi gösteren gururun ile, riyây? ve zilleti gösteren tasannuun ile, kendini halka mudhike yapt?n; herkes sana gülüyor" denildikten sonra, o bîçarenin akl? baş?na geldi, yükünü yere koydu, üstünde oturdu. "Oh! Allah senden râz? olsun. Zahmetten, hapisten, maskaral?ktan kurtuldum" dedi.

    ?şte ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi akl?n? baş?na al, tevekkül et.Tâ bütün kâinat?n dilenciliğinden ve her hâdisenin karş?s?nda titremekten ve hodfüruşluktan ve maskaral?ktan ve şekàvet-i uhreviyeden ve tazyikàt-? dünyeviye hapsinden kurtulas?n.” 23. söz

    Not: Sab?r, tevekkülle tesirini gösterir..tevekül, sab?r halinin fiili duas?d?r..
    Konu acizizfakiriz tarafından (04.10.07 Saat 22:40 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Pürheves Ummân-ı Beka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    188

    Standart

    Bu aslında bir çoğumuzda mevcut bir hastalık,önemli bunu kontrol edebilmek için gösterdiğimiz çaba,sabretmeye gayret etmeli ve sabrımızı arttırması için içten bir teslimiyetle Allah c.c.'a sığınmalıyız,bizim içinde dua edin inşallah ve bende bu konudaki paylaşımları dikkatle takip edeceğim...

    Fena ve fâni bir adamın, güzel ve bâki şöyle bir sözü var:

    Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa,

    Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.

    Ben de derim:Ehl-i dünyanın hükmü var, şevketi var, kuvveti varsa,
    Kur'ân'ın feyziyle, hâdiminde de
    Şaşırmaz ilmi, susmaz sözü vardır,
    Yanılmaz kalbi, sönmez nuru vardır. (Şualar;14.Şua)


  5. #5
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Dördüncü Sualiniz: -1- de hikmet ve gaye nedir?

    Elcevap: Cenâb-? Hak, Hakîm ismi muktezas? olarak, vücud-u eşyada, bir merdivenin basamaklar? gibi bir tertip vaz etmiş. Sab?rs?z adam, teennî ile hareket etmediği için, basamaklar? ya atlar düşer veya noksan b?rak?r, maksut dam?na ç?kamaz. Onun için h?rs mahrumiyete sebeptir. Sab?r ise, müşkülât?n anahtar?d?r ki, -2- durub-u emsal hükmüne geçmiştir. Demek, Cenâb-? Hakk?n inâyet ve tevfiki, sab?rl? adamlarla beraberdir. Çünkü sab?r üçtür:

    Biri: Mâsiyetten kendini çekip sabretmektir. Şu sab?r takvâd?r; -3- s?rr?na mazhar eder.

    ?kincisi: Musibetlere karş? sab?rd?r ki, tevekkül ve teslimdir. -4- şerefine mazhar ediyor. Ve sab?rs?zl?k ise Allah'tan şikâyeti tazammun eder. Ve ef'âlini tenkit ve rahmetini itham ve hikmetini beğenmemek ç?kar.

    Evet, musibetin darbesine karş? şekvâ suretiyle elbette âciz ve zay?f insan ağlar. Fakat şekvâ Ona olmal?; Ondan olmamal?. Hazret-i Yakup Aleyhisselâm?n -5- demesi gibi olmal?. Yani, musibeti Allah'a şekvâ etmeli; yoksa Allah'? insanlara şekvâ eder gibi "Eyvah! Of!" deyip "Ben ne ettim ki bu baş?ma geldi?" diyerek âciz insanlar?n rikkatini tahrik etmek zarard?r, mânâs?zd?r.

    Üçüncü sab?r: ?badet üzerine sab?rd?r ki, şu sab?r onu makam-? mahbubiyete kadar ç?kar?yor, en büyük makam olan ubudiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor.

    1- "Şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Sûresi: 2:153; Enfâl Sûresi: 8:46.)
    2- "H?rsl? olan kimsenin ümidi boşa ç?kar ve hüsrâna uğrar." "Sab?r, ferahl?k ve genişliğin anahtar?d?r." Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:298, no. 9318; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:21.
    3- "Allah takvâ sahipleriyle beraberdir." Bakara Sûresi: 2:194.
    4- "Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri sever." Âl-i ?mrân Sûresi: 3:159. "Muhakkak ki Allah sabredenleri sever." (Âl-i ?mrân Sûresi: 3:146.)
    5- "Ben derdimi de, üzüntümü de ancak Allah'a şikâyet ederim dedi." (Yusuf Sûresi: 12:86.)

    Mektubat

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  6. #6
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    “Bizler asayişi muhafazay? netice veren müsbet iman hizmeti için, herbir s?k?nt?ya karş? sab?rla, şükürle mükellefiz.”

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  7. #7
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    DÖRDÜNCÜ NÜKTE

    Yirmi Birinci Sözün Birinci Makam?nda beyan edildiği gibi, Cenâb-? Hakk?n insana verdiği sab?r kuvvetini evham yolunda dağ?tmazsa, her musibete karş? kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insan?n gafletiyle ve fâni hayat? bâki tevehhüm etmesiyle, sab?r kuvvetini mazi ve müstakbele dağ?t?p, halihaz?rdaki musibete karş? sabr? kâfi gelmez, şekvâya başlar. Adeta—hâşâ—Cenâb-? Hakk? insanlara şekvâ eder. Hem çok haks?z bir surette ve divanecesine şekvâ edip sab?rs?zl?k gösterir.

    ...

    Elhas?l, nas?l şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder. (2. Lem'a)





    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  8. #8
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Hay?rl?s? kardeş , Hz. Musa ile H?z?r aras?nda geçen bir vak?a daha doğrusu beraber yaşad?klar? bir yolculuk meselemizi ayd?nlatma noktas?nda belki istifadeli olabilir.

    Yaz?n?n uzunluğu sizi usand?rmas?n . Ben şahsen okuduğumda istifade etmiştim inşallah Rabbim tesirini halk eder.






    Sabr?n Anahtar?


    </H1>


    KUR’&#194;N-I HAK&#206;M’DE, mü’minlerin vas?flar? an?l?rken, çoğu kez ilk s?rada ‘sab?r’ yer al?r. l-i ?mrân s&#251;resinin 17. âyeti bunun bir örneğidir. Başka baz? s&#251;relerde, mü’minler ‘birbirine sabr? tavsiye etme’ gibi bir vas?fla an?l?rlar. Birçok s&#251;re de, ya doğrudan, ya da Res&#251;lullah’?n şahs?nda, mü’minlere sabr? tavsiye ve emr eder


    Kendi nam?ma, bir yanda sabr?n gereği ve önemine dair böylesi bir dizi Kur’ânî ve nebevî ikazla yüzyüze olmama mukabil, sabr? lây?k?nca başarabildiğimi söyleyebilecek durumda değilim.
    Res&#251;l-i Ekrem’in (a.s.m.) hayat?na bak?p, o hayat üzerinden kendi hayat?ma nazar ettiğimde, onun sab?rla karş?lad?ğ? dağ gibi meselelerin yan?nda alevlenip parlad?ğ?m, esip gürlediğim, aç?kças? sab?rla karş?layamad?ğ?m o kadar küçük mesele var kiSeneler senesi, ‘sabr?n gereğine inanma,’ lâkin ‘gereğince sabredememe’ şeklinde tecrübe ettiğim bu paradoksu çözecek anahtar? da, bu hafta içinde, yine Kur’ân’da buldum. Şahsen, dünyama gelen bir hakikati bir ‘demlenme’ süresi yaşad?ktan sonra, yani varsa tortular? çöküp iyice durulaşt?ktan sonra paylaşmay? elzem bulmakla birlikte, ne yalan söyleyeyim, bu anahtar? paylaşma noktas?nda sab?rl? olamad?m.


    Zira, yaşad?ğ?m problemi hemen hepimizin yaşad?ğ?n?, bu Kur’ânî anahtara da hepimizin ihtiyac? olduğunu san?yorum.
    Kehf s&#251;resiyle meşgul olduğum bir gündü. Musa ile, rivayetlerden hareketle H?z?r olduğuna kâil olduğumuz ledün ilmine vak?f kul aras?ndaki seyahati anlatan âyetlere gelindiğinde, daha önce defalarca okumuş olduğum halde, bu okumalar esnas?nda H?z?r ile Musa k?ssas?n?n geneline nazar?m yöneldiği için dikkatimden kaçm?ş olan bir âyetti bu. Musa aleyhisselam, H?z?r’a verilmiş ledün ilminden kendisine de öğretmesini H?z?r’dan istediğinde, "Sen benimle beraber kalmaya, sabretmeye dayanamazs?n" diyordu H?z?r aleyhisselam. Bir sonraki âyette, yani, Kehf s&#251;resinin 68. âyetinde ise, H?z?r’?n Musa aleyhisselama getirdiği ‘niye sabredemeyeceği’ izah? z?mn?nda, sabr?n anahtar? da verilmiş oluyordu: "Bilgisini elde edemediğin birşeye karş? nas?l sabredeceksin?"

    Bu mealdeki âyet, elhamdülillah, sabra çok muhtaç olduğum, zira kendimi tutmam gerektiğini hissettiğim bir konuda nefsimin beni aceleciliğe ?srarla sevkediyor olduğu bir zamanda imdad?ma yetişti. Allah’?n izniyle, âyeti, bir de mefhum-u muhalifi ile okumay? denedim. ?nsan "Bilgisini elde edemediği birşeye karş? sabredemez" ise, demek ki, "Bilgisini elde edebildiği birşeye karş? sabreder" idi. O halde, sab?rs?zl?k halindeki ana problem, ilgili şeyin içyüzünden haberdar olmamak, ilgili şeyin der&#251;nundaki bilgiden mahrum olmak idi.


    Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselâm, meselâ, eşsiz bir sab?r örneği sergilemişti. Zira, sab?rla mukabele etmesi gereken hadiselerde, o hadiselerin der&#251;nuna dair bir bilgi sahibiydi.
    Bu bilgi neydi, denilirse; elbette, vahiy ve risalet ile kendisine vukua gelecek baz? hadiseler, ?slâm’?n inkişaf?, terakkisi.. haber verilmiş bulunuyordu. Ama, bunun yan?s?ra, her mü’min aç?s?ndan da özellikle önemli bir ‘bilgi’ye azami derecede erişmiş durumdayd? Res&#251;l-i Ekrem (a.s.m.). Biliyordu ki, Rabbinin izni olmadan tek bir yaprak dahi düşmez. Yine biliyordu ki, Rabbi abes iş yapmaz, zulüm de etmez. Yani, biliyordu ki, her işin, her fiilin Fâili olan Zât-? Zülcelâl, kâinat?n şahit olduğu üzere, Hakîm’dir, Rahîm’dir, Kerîm’dir, Muhsin’dir Böyle bir hal yarat?yorsa, bu hal zahirde sabr? gerektiren olumsuz bir hal olarak gözükse dahi, &#243;tohumun çürümesinin zahirde taş?d?ğ? olumsuzluğa mukabil bu vesileyle o tohumdan bir ağac?n boy vermesi misali&#243;hadisenin der&#251;nunda muhakkak bir hikmet ve rahmet cilvesi vard?r. Bu musibet, bu s?nanma, Kerîm ve Rahîm olan Rabbin müstakbel ikram ve rahmeti için bir ihzariye hükmündedir yaln?zca...
    Yani, bir kere kâinat?n ve içindeki her şeyin ve her olay?n O’nun eseri olduğu bilinince; ve bu şeylerden ve olaylardan hareketle O’nun hikmet, rahmet, kerem, ihsan.. gibi s?fatlar?n?n fark?na var?nca, aç?kças? zahiren olumsuz görünen hadisenin içyüzü bu çerçevede okununca, insan?n önüne geniş bir sab?r alan? aç?l?yordu. Yok hadiseyi bu şekilde okumay?nca, o zaman, öfke ve hiddet gibi duygular?n da eşliğinde bir sab?rs?zl?k hali kuşat?yordu iç dünyam?z?.
    Özetle, şöyle bir bakal?m kendi hayatlar?m?za: Allah’tan geldiğine ve O’nun da abes ve merhametsiz iş yapmad?ğ?na, bu işte de elbette ilk anda göremediğimiz bir rahmet ve hikmet boyutunun mevcut bulunduğuna hakk?yla kâni olduğumuz bir meselede mi gösteriyoruz sab?rs?zl?ğ?; yoksa bu nazarla okuyamad?ğ?m?z olaylarda m??
    Sab?r, iman?m?z?n ne mertebede olduğuna dair muazzam bir s?nama vesilesi, k?sacas?... O’nun esmâ-i hüsnâs?na olan iman ve marifetimiz nisbetinde sab?r halini kuşan?yor; ve bu iman ve marifetimizdeki zaaf nisbetinde de sab?rs?zl?k sergiliyoruz. O halde, şu dünyada dahi cennet-misal bir hali bize yaşatan ve "Sabreden zafere erişir" s?rr?nca şu dünyada hay?r ve hak nam?na gelinmesini istediğimiz noktalara erişilmesinin en birinci anahtar? olan sabr? kuşanabilmek için, lütfen dikkat. Öncelikle, O’na dair, O’nun yarat?ş?na dair, O’nun hikmet ve rahmetle, kerem ve merhametle yaratt?ğ?na dair, O’nun esmâ-i hüsnâs?na dair bilgimizi kemale erdirelim ki, sabr edebilelim.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  9. #9
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    ?'lem eyyühe'l-aziz!

    Nefis daima ?zt?raplar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşm?yor. Hükm-ü kadere raz? olmuyor. Halbuki, şemsin tul&#251; ve gurubu muayyen ve mukadder olduğu gibi, insan?n da bu dünyada tul&#251; ve gurubu ve sair mukadderat, kalem-i kaderle cephesinde yaz?l?d?r. ?sterse baş?n? taşa vursun ki, o yaz?lar? silsin-fakat baş? k?r?l?r, yaz?lara birşey olmaz ha!

    Ve illâ muhakkak bilsin ki: Semâvat ve arz?n haricine kaç?p kurtulamayan insan, Hâl?k-? Külli Şeyin rububiyetine muhabbetle r?zâdâde olmal?d?r.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  10. #10
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Sak?n, sak?n bu musibetlerin verdiği asabîlik cihetiyle birbirinizin kusuruna bakmay?n?z. K?smet ve kadere itiraz hükmünde olan şekvâlar ve "Böyle olmasayd? şöyle olmazd?" diye birbirinizden gücenmeyiniz. Ben anlad?m ki, bunlar?n hücumundan kurtulmak çaremiz yoktu. Ne yapsayd?k onlar hücumu yapacakt?lar. Biz sab?r ve şükür ve kazâya r?za ve kadere teslimle mukabele ederek tâ inayet-i ?lâhiye imdad?m?za gelinceye kadar, az zamanda ve az amelde pekçok sevap ve hayrat kazanmaya çal?şmal?y?z. (Şualar)

    ***
    Mahkemede son söz olarak yüzlerine söylediğim bu cümle, "Milyonlar kahraman başlar feda olduklar? bir kudsî hakikate baş?m?z dahi feda olsun" ile, bizim nihayete kadar sebat edeceğimizi dâvâ etmişiz. Bu dâvâdan vazgeçilmez. ?çinizde vazgeçecek yok ümit ediyorum. Madem şimdiye kadar sabrettiniz, "Daha k?smetimiz ve vazifemiz bitmedi" diye tahammül ve sabrediniz. (Şualar)

    ***

    Tahammül etmezsen, "Yâ Sab&#251;r" de ve sab?r iste, hakk?na raz? ol, teşekkî etme. Kimden kime şekvâ ettiğini bil, sus. Herhalde şekvâ etmek istersen, nefsini Cenâb-? Hakka şekvâ et; çünkü kusur ondad?r. (Mektubat)

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 22.10.09, 20:07
  2. Takva Kalesine İmdat Gönderelim
    By hendeseci in forum Dualar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 19.08.08, 08:35
  3. Cevaplar: 23
    Son Mesaj: 14.06.08, 11:42
  4. Kardeşler İsim Hakkında Yardımcı Olun İnşallah
    By hayırlısı in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 25.10.07, 00:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0