+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Suâl ve Cevap, Dâî ve Sebep, İkisi de Hak'tandır.?

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart Suâl ve Cevap, Dâî ve Sebep, İkisi de Hak'tandır.?

    Suâl ve cevap, dâî ve sebep, ikisi de Hak'tandır.


    burasını açabilirmisiniz

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    M. Ali KAYA
    İcad kavramı üzerine




    İcad etmek, bir şeyi yapmak anlamında bir kelimedir. İcad etmenin biz aciz insanlara bakan ve Yaratıcı olan Allah’a bakan yönü vardır. İnsana bakan yönünde icad etmek demek, var olan şeylerden aklı ile yeni şeyler yapmak demektir. İlim adamlarının yeni keşif ve icatlar yapmaları bu nev’idendir. Allah’ın kanunlarını keşfederek onları insanların hizmetine sunmak da bir nev’î keşf ve icattır. Ampulün keşfi ile elektrikten insanların istifadesini sağlamak da bu nev’î icaddır.
    Yaratıcı olan Allah’a bakan yönü ile icad etmek demek, yoktan yaratmak demektir. Bediüzzaman Hazretleri 23. Sözün Birinci Mebhasında “Evet, ey insan, sende iki cihet var: Birisi, icad ve vücut ve hayır ve müsbet ve fiil cihetidir. Diğeri, tahrip, adem, şer, nefiy, infial cihetidir. Birinci cihet itibarıyla arıdan, serçeden aşağı, sinekten, örümcekten daha zayıfsın. İkinci cihet itibarıyla dağ, yer, göklerden geçersin. Onların çekindiği ve izhar-ı acz ettikleri bir yükü kaldırırsın. Onlardan daha geniş, daha büyük bir daire alırsın. Çünkü sen iyilik ve icad ettiğin vakit, yalnız vüs’atin nisbetinde, elin ulaşacak derecede, kuvvetin yetişecek mertebede iyilik ve icad edebilirsin. Eğer fenalık ve tahrip etsen, o vakit fenalığın tecavüz ve tahribin intişar eder” demektedir.
    Burada insanın icad ve hayır cihetinde cüz’î bir gücü ve kuvveti olduğu ifade edilmektedir. İnsanda cüz’î bir icad gücü olmasaydı Allah’ın sonsuz icad ve yoktan yaratmasını anlayamazdı. Bunun için Allah insana cüz’î bir icad kabiliyeti vermiştir. Tâ ki kâinattaki Allah’ın sonsuz icad gücünü anlamaya bir mikyas, bir ölçü olsun.
    Kader cihetinde de insanın yaptığı şeylerde “Ben yaptım” diye yapılan şeye sahip çıkmaya hakkı yoktur. İyiliklerine sahip çıkamaz.
    “Evet, Kur’ân’ın dediği gibi, insan, seyyiâtından (kötülüklerinden) tamamen mesûldür. Çünkü, seyyiâtı isteyen odur. Seyyiât, tahribât nev’inden olduğu için, insan bir seyyie ile çok tahribât yapabilir. Müthiş bir cezaya kesb-i istihkak eder (hak kazanır): Bir kibrit ile bir evi yakmak gibi. Fakat, hasenâtta (iyiliklerde) iftihara hakkı yoktur; onda, onun hakkı pek azdır. Çünkü, hasenâtı isteyen, iktizâ eden rahmet-i İlâhiye ve icad eden kudret-i Rabbâniyedir. Suâl ve cevap, dâî ve sebep, ikisi de Hak’tandır. İnsan, yalnız duâ ile, imân ile, şuur ile, rızâ ile, onlara sahip olur.
    “Fakat seyyiâtı isteyen, nefs-i insaniyedir—ya istidad ile, ya ihtiyâr ile. Nasıl ki beyaz, güzel güneşin ziyâsından bâzı maddeler, siyahlık ve taaffün alır; o siyahlık onun istidadına âittir. Fakat, o seyyiâtı çok mesâlihi tazammun eden bir kanun-u İlâhî ile icad eden, yine Hak’tır. Demek, sebebiyet ve suâl, nefistendir ki, mesuliyeti o çeker. Hakka âit olan halk (yaratma) ve icad ise, daha başka güzel netice ve meyveleri olduğu için, güzeldir, hayırdır.
    “İşte, şu sırdandır ki, kisb-i şer (şerri işlemek), şerdir; halk-ı şer (şerrin yaratılması), şer değildir. Nasıl ki pek çok mesâlihi (faydaları) tazammun eden (ihtiva eden) bir yağmurdan zarar gören tembel bir adam, diyemez ‘Yağmur rahmet değil.’ Evet, halk ve icad da bir şerr-i cüz’î (küçük bir şer) ile beraber hayr-ı kesir (pekçok hayır) vardır. Bir şerr-i cüz’î için hayr-ı kesîri terk etmek, şerr-i kesîr olur. Onun için, o şerr-i cüz’î hayır hükmüne geçer. İcad-ı İlâhîde şer ve çirkinlik yoktur; belki, abdin kisbine ve istidadına âittir.”1
    Yüce Allah’ın icadı ise “Adem-i Sırf” denilen yokluktandır. Allah bütün kâinatı adem-i sırftan icad eder.2
    Felsefeciler sebeplere tesir vererek yaratılışı ve icadı sebeplere vermişlerdir. Buna şeriat lisanında “şirk” (Allah’a ortak koşma) denmektedir. Şirkin sebebi kâinattaki tertib-i esbabdır. Her şeyin bir sebebe bağlı olduğundan sebeplere tesir vermişlerdir. Gerçekte ise sebepler aciz ve kabiliyetsizdir. Hiçbir şeyi yapmaya, yani icada hiçbir kabiliyeti ve tesiri yoktur.
    Allah’ın, sebepleri, icadına vasıta yapmasının hikmeti, pek çok esmasının tezahür etmesini istemesidir. Yüce Allah kendisini isimleri ile tanıtmak istemesinden, sonuçları sebeplere bağlamıştır. Ancak tesir ve icad, sebeplere ait olmayıp doğrudan “İlim, irade ve kudret-i İlâhiye” iledir.
    Sebeplerin hiçbir tesiri olmadığının delili şudur: Sebepler içinde ilim, irade ve kudreti olan yalnız insandır. İnsanın en basit fiillerinden olan yemek, içmek ve konuşmak gibi fiillerinin ortaya çıkmasında insanın hiçbir tesiri yoktur. Bu fiiller, doğrudan Allah’ın kudreti iledir. Çünkü insan bu işleri ancak Allah’ın kudreti ile yapabilir. Konuşamayanı konuşturamaz. Görmeyene gösteremez, Allah kudreti ile yapmazsa insan asla yapamaz. Bir hücrenin gıdalanmasından tutun, kalbin çalışması ve beyninin işlemesi hepsi Allah’ın kudreti, ilmi ve iradesi iledir.3
    İnsan ancak İman ile, niyet ile ve ihlâs ile yapılan işlerden ahiret hesabına hissedar olur ve sevabından faydalanarak ibadet etmiş olur. Varlıkların hisseleri ancak “hizmet-i ubudiyet”tir.
    Aynı şekilde şeytanların da kâinatta icad cihetinde hiçbir müdahaleleri yoktur. Yaptıkları sadece hayra engel olmakla şerre sebep olmalarıdır. Hayrı yaptırmamakla şerre sebep olurlar. 13. Lem’ada Birinci ve Dördüncü İşarette bu konuda gerekli açıklamalar vardır. Üstad Bediüzzaman, 23. Lem’a olan “Tabiat Risâlesi”nde de sebeplerin ve tabiatın icad cihetinde hiçbir müdahale ve tesirinin olmadığını ispat etmekte ve Hatime’sinde de Allah’ın hem yoktan yaratma, hem de terkip ve tahlil tarzında yaratmasının bulunduğunu ispat etmektedir.
    Sonuç olarak: Peygamberimiz (asm) buyurdular ki: “Allah’ın hazinesi kelâmıdır. Bir şeyin olmasını dilerse ‘Kün’ (Ol!) der ve o iş olur.” Nitekim yüce Allah buyurdu: “Allah’ın işi budur ki bir şeyin olmasını murat ederse, ‘Ol!’ der ve o iş de oluverir (Kün Feyekûn).”4 Allah’ın bütün işleri “Kâf-Nun” (Kün) tezgâhında dokunur.

    Dipnotlar:
    1- Sözler, s. 428
    2- Sözler, s. 488 3- Sözler, 32. Söz, Birinci Maksattan itibaren bu konu anlatılır. 4- Yasin Sûresi, s. 81

    28.01.2007



    http://www.yeniasya.com.tr/2007/01/2...r/malikaya.htm

  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Günlük konuşmalarımızdan üç cümle:“Bugün hava çok soğuk.” “İçimde bir sıkıntı var.” “Başım ağrıyor.”

    Birincisi insanın dış âlem karşısındaki aczini sergilerken, ikincisi kendi öz ruhuna, üçüncüsü de bedenine hâkim olmadığını ilân eder.Bu cümlenin yaratılışa bakan yönüne nazar ettiğimizde, karşımızda sonsuz bir inayet tablosu görür, aczimizi ve fakrımızı çok daha iyi idrak ederiz. Rabbimiz bize, ana rahminde, el verdi, ona parmaklar taktı. Yüz verdi, ona gözler, kulaklar taktı. Bizi nice organlarla, duygularla donattı.

    Gözümüz sual, cevabı ise ışıktı, güneşti. Geldik, o cevabı bu dünyada bulduk. Kulağımız seslerle buluştu, elimiz elmayı tuttu, dilimiz tadına baktı, ayaklarımız yere değdi, ciğerimiz havayla tanıştı… Ruhumuza takılan hisler ve duygular da cevaplarını bu âlemde buldular. Sevgi hissi, sevilecek çok şeyle karşılaştı. Korku hissi, dehşetli manzaralar gördü. Şefkat hissi, merhamet celbeden tablolarla buluştu.Biz bütün bu cevapların hazırlanmasından sonsuz derecede âcizdik. Aczimize merhamet edildi ve saçımızdan tırnağımıza kadar bütün bedenimizi ve havasından semâsına kadar bütün kâinatı kendimize hizmetkâr bulduk.

    Aynı durum hasenat yani işlediğimiz güzel ameller için de geçerlidir. Bu ameller birer sual, onları işlememizi sağlayan maddi ve manevi cihazlarımız ise cevap makamındadır. Namazı emreden Allah olduğu gibi, bedenimizi namaza uygun yaratan da odur.

    Kur’an Allah kelamı olduğu gibi, insan ruhu onu anlayacak ve insan ağzı onu okuyacak şekilde yaratılmıştır. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bütün sualler de cevaplar da Haktandır. İnsan ise cüz’i iradesini doğru kullanmakla bu güzelliklere sahip olur.

    http://www.sorularlarisaleinur.com/s...rticle&aid=883

  4. #4
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Alıntı karatoprak1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Suâl ve cevap, dâî ve sebep, ikisi de Hak'tand?r.


    buras?n? açabilirmisiniz
    Acizane benim anlad?ğ?m..dua Allah?n bize verdiği bir nimettir..hem araç hemde amaçt?r..Ama Allah duay? bize vermiş ki bana dua edin diye.Cevab? veriyor soru soran hoca gibi.

    Mesela okulda öğretmen derki 10 soru soracam..20 sayfal?k kitap veriri burdan soracam der....Soruyu soran ayn? kişi cevaplar? verende....Dua etmemize sebeb olan da -dua ettiğimiz kişide ayn? zat..Ki o zat Allaht?r.

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  5. #5
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Yani ihtiyaçlar?m?z ve verilen cevaplar Hak'tan olduğu gibi dua ve dua etmemize vesile olan sebepler de Hak'tan... diye mi anlayacağ?z k?saca?

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  6. #6
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Alıntı Meyvenin Zeyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yani ihtiyaçlarımız ve verilen cevaplar Hak'tan olduğu gibi dua ve dua etmemize vesile olan sebepler de Hak'tan... diye mi anlayacağız kısaca?



    meyvenin zeyli ağabey ben burasını dediğiniz gibi anladım zaten anlatılanlardanda şu belirdi kafamda mesela hani Bediüzzaman hazretleri buyuruyorya Allah vermek istemeseydi istemeyi vermezdi demekki sual yani istemekde vermekde ondan birde sorularla risaleinurdaki ağabeylerde sizlere paralel dai ninde yani illet inde Allah dan olduğunu vurguladılar bu konu belki daha geniş anlaşılır ama bana yeterli olacak kadar bir malumatı sizler vesilesiyle Allah'ın izniyle edindim Allah sizlerden razı olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Sual Bir Cevap
    By nurss_1432 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.07.19, 14:48
  2. Suâl: Diyorsun ki: "Teklif Saadet İçindir. Halbuki Ekser-i Nasın Şekavetine Sebep
    By NuR_CihaN in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 15.09.08, 16:00
  3. Üç Sual ve Bir Cevap
    By free in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 14.07.08, 10:54

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0